DOLAR %
EURO %
ALTIN %
BIST 100 %
BITCOIN %
FETÖ, CİA’nın başkanı mı?

FETÖ, CİA’nın başkanı mı?

Değerli okurlarım, insanoğlunu Cenab-ı Hak öyle güzel yaratmış ki hiçbirimizin ne kriminolojik olarak parmak izini ne de içimizdeki hayalleri ve düşüncelerimizi en yakınımızda bulunan sevdiklerimiz dahi bilememekteler. Bunların tümünü yalnızca her şeye kadir olan Rabbimiz bilmektedir.Günümüz Türkiye’sine baktığımızda gündemimiz hız kesmeden değişmeye devam etmekte. Şu an spontane gelişmelerin dışında günlük olarak siyaset, terör, ekonomi ile

Değerli okurlarım, insanoğlunu Cenab-ı Hak öyle güzel yaratmış ki hiçbirimizin ne kriminolojik olarak parmak izini ne de içimizdeki hayalleri ve düşüncelerimizi en yakınımızda bulunan sevdiklerimiz dahi bilememekteler. Bunların tümünü yalnızca her şeye kadir olan Rabbimiz bilmektedir.Günümüz Türkiye’sine baktığımızda gündemimiz hız kesmeden değişmeye devam etmekte. Şu an spontane gelişmelerin dışında günlük olarak siyaset, terör, ekonomi ile yatıp kalkıyoruz. Günler haftaları, haftalar ayları kovalarken bir bakıyorsunuz ki, koskoca bir yıl ardınızda kalakalmış. Düşünüyorsun doğal olarak “Bir yıl benden, ailemden, yakın çevremden veya ülkemden neler götürdü; bize neler getirdi?” Bunu düşünmemek, analizini yapmamak aymazlıktan öte bir şey değildir.15 temmuz darbe ihanetinin 6 ayını doldurduğumuz şu günlerde ülkemizin bekasına yapılan saldırılar her geçen gün dozajını artırmakta ve vatandaş olarak hepimizi tedirgin etmektedir. Dört bir yanımız ihanet duvarıyla örülürken PKK, PYD, FETÖ, DAEŞ gibi taşeron unsurların ihanet odakları ülkemizde kontrolsüz bir şekilde varlıklarını devam ettirmekteler. Devletimiz her ne kadar kararlı bir şekilde bu iç ve dış şer odaklarına karşı direncini sağlam tutsa da bazı olumsuz tutumlar ister istemez hepimizin direncini negatif boyuta taşımakta. Ne kadar inkar edersek edelim durum budur. Bunun için toplum mühendisi olmaya da gerek yok, çevrenize şöyle bir göz gezdirdiğinizde insanların can ve mal emniyeti açısından huzursuz olduklarını, hal ve davranışlarından sezinlemek zor değil. İnsanların tedirginlikleri hemen kendisini belli etmekte.Teröre alışmayacağız, diyoruz bu canilere prim vermeyeceğiz, diyoruz bunların hepsine eyvallah! Zira bunu birey olarak tek başımıza gerçekleştirmemiz mümkün mü? Değil tabi ki. 2 istiklal ve istikbal mücadelesi verdiğimiz bu günlerde sivil toplum örgütlerinden tutun da siyasi partilere kadar herkes hiçbir kaygı duymadan ülkenin bekası adına elini taşın altına koyarak bu küresel şer güçlerine karşı vakarlı bir duruş sergilemeli. Ki o zaman bunların “üst akıl” dedikleri zırvalar Türk milletinin gücünü anlamalıdır.Anayasa değişikliği konusunda meclisteki pervasızca yaklaşımları bir vatandaş olarak takip ettiğimizde “Bu eforu keşke vatanın bölünmez bütünlüğü içinde gösterseler.” diyerek sesli düşünmekten kendimi alamıyorum. Amma velakin şovmenlikten başka bir tavır yok. MHP’yi ülkeye ihanet edenler kategorisine sokmaya çalışan bu müptezeller hiç dönüp de kendilerini eleştiriyorlar mı? “Biz kimlerle dirsek temasındayız?” diyorlar mı?ABD Cumhurbaşkanlık yani “Başkanlık sistemi” diyelim buna karşı mı? karşı, PKK ve yandaşları karşı mı? karşı, Fetö ve yandaşları karşı mı? karşı… Yahu şu CHP neye karşı? Hem bu saydıklarım şer güçlerine karşı olacaklar hem de şuan ki yeni reforma karşı olacaklar! Bu millet çok af edersiniz de sizlere şunu sormaz mı? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? İnanıyorum ki bu ülkeyi bu ülkedeki herkesin sevdiği kadar CHP’liler de seviyordur. Ancak birilerinin arkasına saklanarak şer güçlerinin güçlerine güç katmasınlar.OHAL de Anayasa değişikliği olur mu diyerek feveran eden bu değerli şahsiyetlere sormak gerekir: “15 Temmuz’dan önceki yaşam tarzınızla şu anki sosyal yaşantınızda ne gibi olumsuzluklar oldu, onun izahını yapabilir misin?” desek hepsi su dökmüş kediye dönerler. Maksat bir Tayyip ERDOĞAN husumetliği, yahu artık anlayın, bu ülke bu dünya Sultan Süleyman’a kalmadı size, bize, ona, şuna, buna mı kalacak?Bırakalım birbirimizi yemeyi de Suriye sınırımızda ABD subaylarının PYD yani PKK elamanlarını yetiştirdiklerini, onları silahlarla donattıklarını, ayrıca bu örgüt mensuplarını “TERÖRİST TÜRKİYE” söylemleriyle provoke ettiklerini, bu şekilde iç ve dış tehdit unsuru haline getirdiklerini konuşalım. İşin garip bir yanı halen kamu kurumlarında kanser hücresi gibi yuvalanan FETÖ örgütü mensuplarıyla uğraş verilirken, FETÖ’nün kapatılan Fatih Üniversitesi Rektörü’nün şu anda dost müttefik dediğimiz ABD’de bir üniversiteye rektör olarak atanması, FETÖ’nün Türkiye’ye iadesinin bu kadar güç olduğu bir ortamda hiç düşünmediniz mi? FETÖ, CİA’nın yoksa Türkiye veya İslam ülkelerinin başkanı mı? Bu ahval üzerinde hepimizin şüpheci olması gerekir.Ekonomimizi müflis duruma getirmeye çalışan bu küresel güçlere karşı hep birlikte dur demeliyiz. Aksi halde hiçbir siyasi partinin esamesi bile kalmaz… Biraz sağduyu lütfen! Entellektüel aydınlar hadi sizi görelim!..Sevgilerimle…