DOLAR %
EURO %
ALTIN %
BIST 100 %
BITCOIN %
Kararsızların Kararlılıkları

Kararsızların Kararlılıkları

“Ben şimdi ne yapayım?”Kıymetli Dostlar,Şu güne kadar, belki de bir kaç yazıda ya da aynı yazı içerisinde bir kaç paragrafta “kararsızlıklar” ile alakalı çeşitli paylaşımlarda bulunduk. Özünde; hayat akışımıza iz düşüren seçimler ve bu seçimlerden ömrü boyunca memnuniyetsiz olan insan evlatları barındıran, huysuzluğun kaynağı, huzursuzluğun kan kardeşine “kararsızlık” diyebiliriz.Hayatımızdan çaldığı zamanları geri vermesi gerekse, adeta

“Ben şimdi ne yapayım?”Kıymetli Dostlar,Şu güne kadar, belki de bir kaç yazıda ya da aynı yazı içerisinde bir kaç paragrafta “kararsızlıklar” ile alakalı çeşitli paylaşımlarda bulunduk. Özünde; hayat akışımıza iz düşüren seçimler ve bu seçimlerden ömrü boyunca memnuniyetsiz olan insan evlatları barındıran, huysuzluğun kaynağı, huzursuzluğun kan kardeşine “kararsızlık” diyebiliriz.Hayatımızdan çaldığı zamanları geri vermesi gerekse, adeta yeniden doğarız.Hatırlayanlar olacaktır, ilk defa bu yazı ile birlikte paylaşımlarımıza dahil olanlar da dikkat kabartacaktır ki, insanın bu en zorlu ve çetin mücadelesinde, en fazla üzenlerin başında, en sevdikleri gelmektedir. Nedense, hiç bir kararsızlığın çaresini en yakınımızdakilerden bulamayız. Kondururlar alelacele bir cümleyi dudaklarına ve sıyrılabileceklerini zannederler;”Sen bilirsin.”Oh, ne güzel memleket ya hu.”Arkadaş, zaten bilebilseydim, niye sana sormak gibi derin bir zaman kaybına göz yumayım?”Diyemiyorsunuz değil mi ey kararsızlar?İçiniz asla rahatlatılmaz. Asla ve asla bir kararın ucundan da biri tutup ta sorumluluğu sizin elinizden almaz.Değil mi?Hah… İşte tam da bu nokta… Sorumluluğu üstlenme kaygısının bütün ruhu kapladığı an düşer kalbe bir karar anı.”Şunu mu giysem, bunu mu giysem?””Bu akşam ne yemek pişirsem?””Şu marka mı alsam, bu marka mı?””Yarın dışarı mı çıksak, evde mi takılsak?””Sevsem mi, sevmesem mi?””Teklif edeyim mi, etmeyeyim mi?””Parayı versem mi, vermesem mi?İki “mi” soru takısı arasında sıkışan yüreklerin ilacı nasıl olur da “Sen bilirsin” cümlesi olur?Değil mi?Başka zaman, işinize gelmeyen her zaman, hatta, olmadık tüm zamanlarda bülbül kesilen dillere derin bir ölüm sessizliği gömülüverir. Altı üstü iki seçenek verilir, sanılır ki, sırat köprüsünde cennet-cehennem arasında bir seçim yapacaklar. Ne olur sanki, bir seçeneğin doğru olduğunu, diğer seçeneğin yanlış olduğunu söyleseler de az biraz yardımcı olsalar? Zaman kaybı da son bulur, yanlış adımlardan da geri durulur.Değil mi?Değil işte değil…Öyle kolay değil.Kolay karar vermek doğru değilken, doğru kararın ne olduğunu düşünmeksizin karşımızdakinin kararını kabul etmek ne derece doğru gelecek size? Maksadınız, varılacak yanlış sonuç sonrası dönüş yolculuğu esnasında size bu kararı aldırana kilometrelerce sayabilme özgürlüğüne kavuşabilme isteğinizin yerine getirilebilmesi ise, hem bence, hem de herkesçe doğru değilsiniz demektir.Ne harika bir kurtuluş yolu buldunuz be hey kararsızlık müdavimleri, düşkünleri, aşıkları…Sizin adınıza bütün sorumluluklar üstlenilsin, siz sadece şikayet edin ve her zaman için mükemmel olan sadece siz olun. Peki bu egonuzu neye borçlusunuz, öğrenebilir miyiz?Peki, buna cevap verseniz mi, vermeseniz mi?Paki, bu soruyu hiç sordunuz mu kendinize?Durun ben cevap vereyim sizin yerinize;Elbette sormadınız.Çünkü, verilebilecek tüm cevaplar, gün olur, size olumsuz olarak geri dönebilir.Aman, yeter ki, siz risk almayın, birilerini bulur göndeririz ve deriz ki;”Allah aşkına şuna bir ışık tut, yoksa eriyecek garip.”Dostlarım,İster kararlarınızda ısrarcı olun, isterseniz de sonuna kadar kararsızlığın doruklarında gezen olun, yüzünüze çarpılması muhtemel tüm riskleri bir kenara not alın her zaman. Hafif kapalı havada şemsiyeyi ihmal etmeyin. Bulutların dağılma ihtimaline karşın da ince giymeye gayret gösterin. Siz önünüzü kış tutun, yaz çıkarsa bahtınıza değil mi?Benim gibi biri çıkar, kimine göre dostane, kimine göre densizce, akıl verir durur da bir türlü karar noktasında son vuruşu yapmaz. Haklısınız, anlatırız, gidilecek yolları, detaylı analizleri ile beraber ortaya koyarız da hangisinde gitmenizin doğru olacağına asla dem vurmayız. Siz de haklı olarak sorarsınız;”İyi de, ben şimdi ne yapayım?”Siz en iyisi ne yapın biliyor musunuz?Ya, her türlü riski… Neyse boş verin.Alın elinize bir kağıt, katlayın ikiye, bir tarafa alacağınız kararın olumsuz olabilecek sonuçlarını, diğer tarafa da olumlu gelişebilecek sonuçlarını teker teker sıralayın. Sonra da sayın bakalım hangi taraf ağır basacak. En kötü sonuçta bile karar hem sizin olur, hem de kağıdın. Tabi, bu durumda kızılabilecek birini bulamazsınız ve en fazla kağıdı parçalarına ayırabilirsiniz. Bu, bir süreliğine hırsınızı alacaktır ama size de bir şeyi öğretmiş olacaktır ki;”En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.”Değil mi?Öyle kafaları sallamakla olmuyor, biraz gayret göstereceksiniz ki, hayatta olduğunuzun farkına varalım. Merak etmeyin, siyah ta beyaz da bizler içindir. Siyah-Beyaz yaşayabileceksiniz ki, net olarak tadına varabileceksiniz hayatın.Son bir soru hepinize,Siyah mı, beyaz mı?Vereceğiniz cevap ile kararsızlıklarınıza ilk neşteri vurmuş olacaksınız.Önümüzdeki haftaya dek sağlıcakla kalınız…