Kaynama Noktası
Değerli Dostlar,
Kanınızın kaynama seviyesinin kaç derece olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Oynak ritimlere derhal omuzlarınızı kımıldatmaya başlıyorsanız, evet, kan kaynaklığınız oldukça yüksek derecelerde seyretmekte.
Ya da,
Hiç alışık olmadığınız, tanınmadığınız, farkına bile varamayacağınız ortamın içerisinde yerinizi almaya çalıştığınız esnada süratle ortamda hatırı sayılır bir ağırlık ve yoğunluğun merkez noktası haline gelebiliyorsanız, sıcak kanlılığınıza tebessümle teşekkürlerinizi sunmanızda hiçbir sakınca görmüyorum.
Belki,
Gördüğünüz her karşı cinse ısınmaya meyilli kanınızda kaynayacak al yuvarlar, kendilerini, aşktan bir o yana, bir bu yana yuvarlar dururlarken kızaran yanaklarınıza halk arasında “utangaç” denilmesini, “aşık” denilmesine tercih ederdiniz değil mi? Ne de olsa, “aşık” olmak utanç verici ama utangaçlık genel geçerliliği olan bir ruh hali bizlere göre.
Nedense,
Modifiye ettirmekte mahir olduğumuz arabalarımızın kadranındaki son limit rakamlarını görebilme hevesi kanımıza içten içe odun atan faktörlerdendir.
Nasıl unutulur ki,
Halâ dilimizden düşürmediğimiz bir Yıldız Tilbe şarkısı ve dahası klasikleşen o muhteşem beste olan “Delikanlım” pelesenkliği ile kimliğimize damga vurmuş durumdadır.
Öyle ya,
Delikanlıydık hepimiz. Kızımız, erkeğimiz, yaşlımız, gencimiz, çoluğumuz, çocuğumuz ve dahası birçok vasfımızla birlikte tam manasıyla “delikanlı” kümesinin ortak elemanlarıyız. Bir anda sevinir, bir anda coşar ve buna ek olarak da bir anda hayata küser, bir anda sıfırı tüketebiliriz. En hızlı delikanlılarımız da ipi en önde göğüsleyenlerdi hatırlıyor musunuz? Sıcakkanıyla hepimizi ısıtanı muhtardan öte getirilebilecek en başnoktaya da getirmedik mi?
Haklıyım tabi…
Sıcakkanlı insanların memleketinde yaşayanlar olarak gözlerimizin ferini güneşle yarıştırırız.
Esasen;
Başta misafirperverliğimizin ve çabuk iletişim kurmamızın temelinde akan kanımızın kaynama eşiğindeki sürat yatmakta. Koskoca Wolfgang Amadeus MOZART bile bizler için yaptığı ”Türk Marşı” o denli hız içeriyor ki, O bile kaynayan kanımızın farkına varmış. Bununla beraber kanımızın kaynayışındaki rolü nedeniyle de unutulmaması gereken en önemli unsuru hepinize şu şekilde hatırlatmak isterim ki;
“Ver Mehteri !”
Ceddimiz ayrı coşar, neslimiz ayrı coşar, nabzımız deli divane koşar…
Yakışır ama bu haller hepimize…
Gel gelelim,
Her şeyde olduğu gibi bunda da abartmayı eksik etmeyiz vesselam. Genel geçer kabullerimizden birisi de şudur ki; zekâmızı başka şeylere ve en önemlisi bilime, ilime kullanabilsek, uzay toplumu olur çıkarız ama üzerimize vazife olsun ya da olmasın, bizi ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin, kontrolsüz kan akış hızını müteakiben iki ezan arası muhakkak bir belaya bulaşmış buluruz kendimizi. Ya en ücra bir dedikodunun tam ortasına, ya bir kavganın yumruk hizasına, ya da en azılı suçun tam göbeğine yerleşiveririz.
Kanımız kaynıyor işte muhterem…
Bir Allah kulu da sormaz kendisine;
“Be kardeşim ne işin var senin böyle şeylerle, oturup baksana işine gücüne.”
Durduramazsınız, her taşın altındayız…
İyi de, neden böyleyiz?
Sadece genetik bir vaka mı?
Bu kadar kolay mı tahlili?
Urallardan Altaylara kadar kanı kaynayan bir milletin evlatları olarak bu özelliğimizi enerjiye, enerjimizi de bilim, sanat, kültür, edebiyat, tıp, astronomi (astroloji ile karıştırıp da burç yorumu hevesine girişenleri parantezin dışına alalım) gibi hayatımızı kolaylaştıracak gereçler, huzur ve güvenli yaşam alanları, sağlıklı ömür kaynakları gibi yarara yönelik harcayabilsek, kim bilir nasıl bir topluluk haline geliriz.
Düşünsenize,
Kimse, kimseye; “Sen kimsin!” diyerek kavga çıkarmıyor…
Ne muhteşem…
Sonuç olarak;
Damarlarımızda dolaşmayı marifet sayan kanımızın değerini iyi yönlendirmeliyiz. Kanı kaynayanlarla kanında kaynayanlar arasındaki ince farkı iyi tespit etmeliyiz…
Sebebi ne olursa olsun,
Gözlerinizdeki ışığın yansımasını kesmemesi için gözlerinizi kanlandırmayın, kanla bürümeyin…
Bilgisayar, cep telefonu ve tablet ekranına da fazla baka kalmayın.
Unutmayın ki,
Bu durumdan şikayet ederek başımızın ucunda kanı kaynaya kaynaya bekleyen bir annemiz, babamız, eşimiz, kardeşimiz ya da evladımız, kızgın cümleleri harlamaktalar bile…
Hep birlikte gülümseyelim onlara, sıcak kanlılıkla…
Sevgiyle kalın…
Zaaf
Ah Bu Narsist Yalnızlık Kaygılarımız
Yıllar Yorgun, Kim İhtiyar?
Gözümden Önceki Son Çıkış !
Safları Sıklaştıralım
Efendime Söyleyeyim
Araç Muayenesi Nasıl Yapılır? 2026 Ücreti, Randevu ve Gerekli Belgeler
Ünlü Türk ve İslam Matematikçileri: Harezmi'den Cahit Arf'a 18 Bilim İnsanı
10 Kasım 2026 Atatürk'ü Anma Günü: Resmi Tatil mi, Saat 09.05'te Ne Yapılır?
Türk Vatandaşlarının Vizesiz Gidebileceği Ülkeler: Bölge Bölge Güncel Rehber
Seçim Barajı Nedir? Türkiye'de Seçim Barajı Yüzde Kaç?
ABD'de Saatler Geri Alındı: Türkiye ile ABD ve Avrupa Arasındaki Saat Farkı Kaç Saat?
Doğum Borçlanması Nedir, Nasıl Yapılır? Şartlar, Ücret Hesaplama ve Başvuru Rehberi
Kasım Ara Tatili Ne Zaman? 2026 Ara Tatil Tarihleri ve Kaç Gün Sürecek
Şule Dizisi Nerede Çekildi? Şule: Senin Hikâyen Konusu ve Oyuncuları
Ay İsimleri Nereden Geliyor? 12 Ayın Kökeni ve Anlamı