Sevgili okurlarım, Ankara'nın İnönü Bulvarı'nı Dikmen Caddesine bağlayan Merasim Sokak'ta Askeri servis araçlarının geçişi sırasındaki menfur bombalı saldırıda bilanço içler acısı: 28 ölü, 61 yaralı. Daha 11 Ekim 2015'te, yani 4 ay önce, Ankara Garı önünde yapılan Barış Mitingi'nde gerçekleşen bombalı saldırıda hayatını kaybeden 100'ün üzerinde vatandaşımız ve bir o kadar da yaralımızın  kanı kurumadan, 17.02.2016 Çarşamba günü yapılan hain saldırı artık hepimizi çileden çıkarmış durumda. Bir anda "Neler oluyor ülkemize?" diyerek hepimiz panikliyoruz ve tedirginlik girdabına giriyoruz.

Türkiye'mize bu manzarayı yakıştıramıyoruz. Geçen yıllarda böyle durumlar söz konusu bile olamazdı. Hepimiz aşağı yukarı biliyoruz, ülkemizin göz bebeği ve stratejik konum itibariyle güvenlik önlemlerinin en sıkı olması gereken yeri olan Başkent'imizde, maalesef güvenik zaafiyeti yaşanmıştır. Hayatını kaybedenlerin ailelerinin içlerinde nasıl bir fırtınanın estiğini anlatmaya ve yazmaya kelimeler kifayetsiz kalır.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Nedir bu ülkemizi yakıp kavuran terör kaosu? Buna dur diyecek, bunu çözecek ne gibi önlemler alınıyor? 

Devletin yetkilileri, terörün 'kınamak'la çözüme kavuşacağını mı sanıyorlar?

Bu patlamanın meclise 500 metrelik mesafede gerçekleşmesini insanın aklı ve izanı  gerçekten kabul etmiyor. Bu bombalı saldırıyı yapan ve yaptıran güruhların yarın bir güvenlik zaafiyeti durumunda stratejik konumu olan yerlere saldırmayacaklarının garantisini verebilir miyiz? Dış güçlerin ajanları ellerini kollarını sallayarak ülkemizin varlığına ve bekasına yönelik her türlü düşmanca oyunu oynamaktalar.

AB ülkeleri ve müttefik devletler timsah göz yaşları dökerek, terörü lanetlediklerini kamuoyuna lanse etmektekler. Şehit  olan onlarca  polis ve askerimizin, saldırılarda vatandaşlarımızın ölümlerine sebebiyet veren silah ve bombaların, balistik incelemelerde hangi ülkelerin menşei olduğunu bilmek gerek.

Ülkemizi, vatandaşlarımızdan ve Türk devletlerinden başka hiç kimse sevmiyor. Ellerinden gelse tarihte Türk milleti diye bir millet bırakmak istemeyen bu Haçlı ve Bizans soyları sabrımızı zorlamaya devam etmekteler. Burada, amiyane bir tavırla bunların köpekliğini yapan PKK ve PYD terör örgütleri güya, Kürt vatandaşını temsil ediyoruz, diye gerek içten gerekse de dıştan fitili ateşlemekteler.

Aziz milletimizin tarih boyunca ne çetin badireler atlattığını bütün dünya biliyor. Son yıllarda Suriye ve diğer ülkelerle aramızı açmaya yelken açan ABD ve Rusya gibi sömürücü ve kan emici vampirler, güya dost görünüp bizeri kılıçlamaya devam ediyor. Millet olarak birbirimizin yarasını sarma ve birbirimize sarılma zamanı, bütün etnisiteyle bir olarak bu gidişata son vermeliyiz

Özellikle bizi yöneten büyüklerimiz, bu cennet vatan üzerinde kendi egolarını tatmin etmek için lütfen ülkemizi kaosun eşiğine getirmesinler. Bu millet başa taç da etmesini bilir, vakti zamanı geldimi yerlerde süründürmeyi de bilir. Sevr'in rövanşını almak isteyen hain emellere öyle sille vuralım ki, nerden geldiklerini anlayamasınlar bile.

Bu menfur olayı lanetliyorum. Hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

 

 

Ankara'nın taşına bak,

Gözlerimin yaşına bak,

Biz düşmanı esir ettik,

Şu feleğin işine bak,

Pek şanlıyız.

 

Ankara'nın taştır yolu,

Her tarafı asker dolu,

Artık yetiş Kemal Paşa,

Kan ağlıyor Anadolu,

Pek şanlıyız.

PAYLAŞ

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız