Değerli okurlarım, hepimizin her yıl sonunda yaşadığımız sorunlardan biri de işçi, emekli ve memurlara yapılacak olan maaş zamları;

Ülkemizin genel gündemleri arasında yer almaktadır. Eskiden haber kuruluşları bu gibi konulara bayağı yer verirlerdi hatta takipçisi bile olurlardı. Mamafih son zamanlarda haber değeri olmayan fakat neredeyse ülke nüfusunun bir çoğunu ilgilendiren bu durum ne hikmetse toplumun ve insanlığın dışında bir haber olmaya başladı. 

Gerçeğe bakarsanız sivil toplum örgütü diyeceğimiz sendikalar da artık kantarın topuzunu kaçırmışlar. Gördüğüm o ki, günü kurtarmaya danışıklı dövüş yapıyorlar. Güç kimdeyse onun enstrümanını çalmaya başlamışlar bile, buradan şunu çıkarmak gerek sırf sendika var mı? Var görüntüsü vermek, bunca çalışan işçilerin haklarını savunan onlarca sendikalar var bunları bilinçli bir halk olarak mercek altına  aldığınız zaman gerçeklerle karşı karşıya kalacağınız da, hayli demoralize olacağınız kaçınılmazdır.

Hani derler ya suyunun suyu… Sendikacılıkta bu ülkemizde iki yüzlü olmak zorunda bırakıldı. İşçinin yanında olduklarını ajite ederek asıl patronların ve para babalarını uşaklığını yaptıkları da kaçınılmazdır.

Bu güne kadar sendikalar hangi işçinin veya memurun özlük haklarıyla ilgili olumlu sonuçlar almışlar. Aslan payından düşen kırıntılardan öteye geçememişlerdir. Bugün aktif çalışan her işçinin bir günlük yevmiyeleri bağlı bulundukları sendikalarca hortumlanmakta, adeta devleşen bu sendikalar hep yanında ki yandaşları ile bu saadet zincirinin halkaları olmaya devam etmekteler

Maden göçüğünde hayatlarını kaybeden zavallı madencilerimiz için ne yaptıklarını duyanınız var mı? Yok tabi, o patlamış ve nasır tutmuş ellerin emeği olan sendika aidatlarını alarak o işçilerin hayatlarının son bulmasında kötü çalışma koşullarına bunlarında katkılarının olduğunu unutmamak gerek, işçinin veya memurun çalışma koşullarına baktığımız zaman bunca reva görülen %3’lük zam gerçekten insanların yaşamlarını değil idame ettirmek, nefes almalarına bile engel oluyor.

Her yıl rutin olarak yapılan sendikaların hükümet ile oturdukları asgari ücret zammında bir arpa boyu ilerlemedikleri aşikardır. Bugün Asgari ücret net olarak 891 TL iken 922 TL’ye çıkmanın hesabını kesin olarak karar veren hükümet  bu zamda ısrarlı gel gör ki, karşısında dik durabilecek bir sendika maalesef yok. Dört kişilik bir ailen’in açlık sınırı 1.225 TL. Yoksulluk sınırı 3.990 TL Bir kişinin yaşam maliyeti 1.448 TL olan ülkemizde 922 lira gibi komik olan asgari ücret ne kadar adil onunda hesabını sizler yapın.

Emekli sefalet içerisinde inim inim inlerken, 65-70 yaşında ki insanlarımız ailelerini geçindirmek için ikinci bir iş arayışı içerisinde olduğunu şöyle etrafımıza baktığımızda görebiliyoruz. Yaklaşık 30 yıl önce emekli olan bir memur emekli ikramiyesi ile yaşayabileceği bir ev geri kalanı ile de o zaman revaçta olan renault tx marka otomobil alabiliyordu ve kimseye de muhtaç olmadan hayatlarını iademe edebiliyorlardı. Şuan durum ne? aç sefil emekli boynunu bükmüş lütfederlerse %3’lük zamla geçinmeye, açlıktan hali ve takatı olmayan emekli ordusu sesini çıkaramaz hakkını arayamaz oldu.

Yapılan açıklamaya göre ülkemizde kişi başına milli gelirin 11.500 dolar olduğu söyleniyor. Doğru ama kimin geliri kime göre bölünerek veriliyor. Emeklinin ve memurun çepinde sadece borç faturalarından başka bir varlık bulunmadığını da hatırlatmak isterim. Artık ey insaf demenin zamanı geldi geçti bile, Sayın Cumhurbaşkanımız geçenlerde bir toplantıda çok güzel sözler sarfetti bizler bir hurmayla şükretmesini bilen peygamberin ümmeti olduğunu söyledi. Sayın Cumhurbaşkanım bu söylemiş olduğunuz bir hurmayla mutlu 77 milyon insandan ne kadarının olduğunu söyleyebilirsiniz…Günümüzde öyle insanlar var ki, değil bir hurma tonlarca para verseniz ancak gözü doymaz bile, ne diyelim inşallah bir başka asgari ücret zammında bir eli yağda bir eli balda olanlar bari garibanları biraz düşünürde kıyısından köşesinden hiç olmazsa bir şeyler verirler de garibanların kursağından bir günlük simit değilde belki ayda bir kıymalı börek geçer..asla ve asla ümidimizi kırmayalım yeni Türkiye bunları çözecek emin olun.

Sevgiyle kalın…

PAYLAŞ

2 YORUMLAR

  1. Gübre pahalı yem pahalı tarlaya ekemiyoruz para kazanamıyoruz çiftçinin hali ne olacak devlet desteği yetersiz kalıyor.Yerli tohum kullanmamız gerekli 1 ürünün tohumunu ertesi yıla ekemiyoruz,dünyadaki büyük tohum firmalarının kölesi olmuş durumundayız.Derhal yerli tohum üretimine geçmeliyiz.Tarım bakanlığı uyuyor mu?

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız