Merhaba Dostlar,

Şehr-i Ramazan’a kavuştuk. Hepimize huzur, bereket, sağlık ve muhabbet getirsin, ibadetlerimiz ve dualarımız kabul, makbul olsun, Nur-u İlahi bizi aydınlatsın, gönüllerimiz sevgi ile dolsun, hayra ve barışa atacağımız adımlar Allah'ın rızası ile sonuçlanacak menzillere ulaşsın inşallah.

Ramazan idraki çalışmalarımızda bir konu var ki, hiçbir an aklımızdan çıkarmamamız gerekli.

Yardım…

Maddi ve manevi her türlü yardımı, “İnfak” adıyla ya da diğer başlıklar altında, varlıklarımızdan ya da edindiğimiz ruhi birikimlerimizden dağıtmak…

Huzurun ve bereketin anahtarı denilir.

Peki, kendimiz için nasıl yardım bulabiliriz?

Maddiyat konularında ulaşabileceğimiz birileri veya ellerini ovuşturan kredi sağlayan kurumlar muhakkak ki, kolaylıkla bulabiliriz.

Ya, ruhi yardım gereksinimimizi hangi banka ya da banker verebilir?

“Sıkma canını, geçer” diyen birilerinin dışında, ihtiyaç olanı size verecek olan nedir, kimdir?

Biraz araştıralım mı?

Ramazan münasebetiyle hem dostane sohbet, hem de ilmi tefekkür için ayıralım birkaç dakikamızı hep birlikte.

Dile en kolay cümledir herkes için;

“Allah yar ve yardımcın olsun.”

Evet, Allah dileyene “Yar” da olur, yardımcı da.

Hakkıyla Hakk kapısına uğramak gerekir.

Hani, her seferinde, Allah kelamından bahsedilirken; “Yüce Kitap” deriz ama “kitap” kelimesinin soyunu ve gerçek manasının ne olduğunu bilir miyiz?

Sayfaları olan, kalın ya da ince bir kabı olan, içinde yazı yazan, resim olan şeye “kitap” deriz. Böylelikle maddeye indirgeriz.

Bakın işin aslı ne;

Kitap kelimesi Türkçeleşmiş bir kelime olup, asıl kökeni Arapça’dır.

"Ke-Te-Be" harflerinin birleşiminden oluşan “Ketebe” sözcüğü Arapça dilinde “Kitab” olarak kelime haline gelir. “Kitab” kelimesinin bil hakkıyla Türkçe dilindeki karşılığı ise; “Bilgi” dir. Allah katından gelen bilgi manasında kullanılır asıl vatanında. Bizde ise; bulutlar arasından aşağı süzülen ciltli kaplamalı güzel yazılı sayfalar bütünü anlamında “Yüce Kitap” olarak nitelendirilir. O nedenle de, sayfalarının açılması zorluk, güçlük ve üşengeçlik hissiyatı doğurur. Halbuki, asıl anlamı ile “bilgi” olarak dilimizde yerleşik hayatını sürdürebilseydi, Google ya da Vikipedia dan önce yurdum insanı “Kur’an-ı Kerim” e koşardı. Vitrinde ya da kütüphanede en uzanılmaz yer yerine, ilaçlarımız gibi komidin üzerinde, yanı başımızda, baş ucumuzda olurdu.

Bilgiye olan açlığımızı Google gibi arama motorlarında ya da Vikipedia gibi ansiklopedik kaynaklarda harcadığımız vakitten bilmekteyiz.

Bilmek istenilen ne varsa aslında biraz zihin yormacasıyla Allah kelamından öğrenebilmemiz gayet kolaydır.

Konumuza dönecek olursak; kendimiz için halet-i ruhiyemizin, ruhsal hallerimizin düzelmesinde, huzur, bolluk, para, aşk, mevki, kurtuluş ve hatta cinsellik gibi, necip milletimizin üzerinde hiç durmayacağı, hiç ilgisini çekmeyeceği (?) konuda dahi istenilen tüm bilgilerin temel kaynağı tam da burada. Bazen utangaçlar için gizli mecazlarda saklı, bazen de düz mantıklar için apaçık.

Gelin birlikte biraz araştıralım.

Açalım Yüce Kitabı veya açalım internet sitelerinden birini ya da android uygulamalardan yüklediğimi Kur’an-ı Kerim leri.

Şayet, insanların kalplerine girmek ve orada huzur bularak sığınmak istediğinizde kara kara düşünmeyin be kardeşim. Hangi ödünü versem, hangi gözüne hoş gelebilecek şeyi yapsam ya da o kalbe girmek için kimleri çiğnesem, basamak olarak kullansam diye debelenmeyin. Hele, şeytani düşünceler ve planlar gayretinde hiç ama hiç olmayın. Gönüllere girmenin usul ve esasları “Fetih Suresi” 1-3 Ayetlerinde apaçık bildirilmiştir. Bilgi şudur;

İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ”

(48/Fetih-1) Muhakkak ki, biz sana apaçık bir fetih yolu açtık

Li yagfire lekallâhu mâ tekaddeme min zenbike ve mâ teahhare ve yutimme ni’metehu aleyke ve yehdiyeke sırâtan mustekîmâ”

(48/Fetih-2) Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacak, üzerindeki nimetini tamama erdirecek ve seni dosdoğru bir yola iletecektir.

Ve yansurekallâhu nasran azîzâ”

(48/Fetih-3) Ve Allah sana onur ve kudret dolu bir yardımla destek verecektir.

Buyurun işte, bu kadar basittir aslında işin oluşu.

“İyi de kardeşim, ben böyle durduğum yerde bana fetih gökten mi inecek, elbet benim de bir şeyler yapmam gerekmez mi?” sorusunu sorduktan sonra “Dualar” başlıklı kitaplara (?) sarılanlara cevap yine kutsal bilgi kaynağında mevcut.

Çaresiz ve yenilgiye uğradınız da, kapanan kapılarınızı açmanın yolunu şeytani haller ve işlerde mi arıyorsunuz? Ne gerek var ki? “Allah’ım bana yardım et” demeniz yeterli.

“Bu ne şimdi? Sadece bununla olur mu?”

Olur-olmaz bu Allah’ın bileceğidir. Lakin, kutsal bilgi kaynağında bakın ne var;

“Ya Rabbi ennî maglûbun fentasır.”

(54/Kamer-10) Ya Rabbî, ben mağlubum, çaresizim artık. Sen bana yardım et!

“Peki, yardımı hangi konularda istediğimizi nasıl ileteceğiz?”

Bakın kaynaktan ne taşıyor;

“Ya Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr.”

(28/Kasas-24) 'Yâ Rabbi, Senin indireceğin her hayra muhtacım

Tabi ki, bu genelleme cümlesi olarak karşımıza çıkıyor. Daha özelde istenecek her şey için, nasıl isteneceği hakkında en yalın “bilgi” ise;

“Kulillâhu yuneccîkum minhâ ve min kulli kerbin.”

(6/En’âm-64) Sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtaracak olan Allah’tır

Yani, sağa sola boşa debelenmeye ve bir çıkış yolu aranılacak diye olmadık işlere girişilmeye lüzum yok. Başvuru kaynağına bir uğransa, yeterli olacak denilmekte.

“Belimi büken onca sorun ve onca ağır yüküm, sorumluluğum var ki, hepsini çözmek için uğraşıyorum, uğraşıyorum, uğraşıyorum ama artıyor da eksilmiyor be kardeşim.”

Bu cümleyi kuran değerli okurlarımın yüzündeki tatlı tebessüme selam olsun.

Haydi o zaman, “Bilgi” deryası bize ne sunuyor bu cümlenin karşılığında;

“E lem neşrah leke sadrek

Ve vedagnâ anke vizrek

Ellezî enkada zahrek

Ve refa’nâ leke zikrek

Fe inne maal usri yusra

İnne maal usri yusrâ

Fe izâ feragte fensab.

Ve ilâ rabbike fergab.”

(94/İnşirâh 1-8)

Göğsünü, sineni senin için yarıp genişletmedik mi, feraha açmadık mı?

Ve senden yükünü kaldırmadık mı?

Ki o (yük) senin sırtını bükmüştü

Ve yüceltmedik mi senin şanını, anlayışını!

Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var!

Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık da mutlaka vardır.

Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya devam et.

Ve yalnız Rabbine yönelip doğrul, yalvar, bağlan, yaklaş, teveccüh et, koş, iste!

Daha ne denmesini bekliyorsunuz? Bu kadar net ve yalın çözümü kim sunabilir?

Kitap sunamaz ama “Bilgi” ulaşabilir size.

Gönlünüzün huzurunun yerine gelebilmesi için, göğsünüzün açılması, genişletilmesi için her şeyi yapacak olan kudret orada dururken, yapılması gereken sadece;

“Ya Rabbişrah lî sadrî.”

(20/Tâhâ-25) Rabbim, göğsümü açıp genişlet.

Cümlesi ile yakarmak yeter.

Sorumluluklardan, yüklerden, sebeplerden, işlerden, zorluklardan bunaldığında bu yönelişi nasıl yapacağının “bilgi”si de apaçık verilmiş. Yani, her aşamada, senin içinden geçen düşünce ve yolun neresinde ilerlemen gerektiği ayan beyan anlatılmış. İşte, o gidilmesi gereken “dosdoğru yol”; sürekli okuduğumuz Fatiha Suresindeki “sırâtel mustakîm” budur. Bu yoldan geçerken dilinde neyin olması gerektiği de en sadesiyle bakın nasıl bildirilmiş;

“Rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bihi, va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn.”

(2/Bakara-286) Ey Rabb'imiz! Bize, güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize. Sen bizim dostumuz ve yardımcımızsın. Küfre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize!

“Tamam da, sabredemiyorum. Bir an evvel huzura ermek ya da kurtulmak istiyorum beni bu hale getirenlerden, işlerden, sıkıntılardan ya da insanlardan.” Diyen değerli dostum, bakıversin bilgisine muhtaç olduğu çareye ulaşmada yapması gereken;

“Rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirin”

(2/Bakara-250) Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve küfre sapan güruhuna karşı bize yardım et.

Özetlemeye, yorumlanması için ansiklopediler oluşturmaya gerek kalıyor mu?

Bilgi çok açık;

“Ayaklarını sabit tut!”

Yani, “Adımlarını sağlam at, acele etme” mesajını alırsınız bu bilgiden.

Aileniz ile birlikte maruz kaldığınız sıkıntılardan mı kurtulmaya çabalıyorsunuz? Kaynak seni çağırıyor ve demeni istiyor ki;

“Ya Rabbi neccinî ve ehlî mimmâ ya’melûn.”

(26/Şuara-169) Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından koru.

Size zulüm eden, sizi ezen, size zorluk çıkaran, size baskıda bulunan, size eziyet eden, sizi kaile almayan, sizden faydalanarak hayatını sürdürmek isteyen, sizinle kendi çıkarları için yaşayan, darp eden, küfreden, kısacası hayatı size zindan edenlerin tümüne karşı gelebilecek gücünüz mü yok? Gücünüzü kimden alacağınızı yukarıda paylaşmıştık. O gücü de aşağıdaki şekilde kullanmanız, kullanmamız isteniyor ki;

“Ya Rabbi neccinî minel kavmiz zalimin.”

(28/Kasas-21) Yâ Rabbi, beni zalimler güruhundan, topluluğundan kurtar.

Bazıları da yalnızlık korkusu ve telaşı içinde bin bir oyun, hile ile kalabalıklar tarafından ilgi odağı olma peşinde koşar. Bunun temelinde de yalnızken “hiç” olduğunu kavrama korkusu yatar bilinç altında. Oysa ki, kendini şaşırmaktan korkan ya da şaşıracağını bilen insanların tek sahibi ve sığınağı olana şöyle seslenmesi yeterli olacaktır;

“Ya Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn.”

(21/Enbiyâ-89) Rabbim, beni yapayalnız, bir başıma bırakma. Sen, vârislerin en hayırlısısın

Bunlardan uzak durup, şeytani düşüncelerle dolu kalbimizi insanların beğenisine zorlamamız ve haklı çıkacağımız her durumda insanlara eziyetli sevgi sunmalarına razı olmamızı bile bile yapıyorsak, bundan da kurtulmak istiyorsak, reçete yine kutsal “bilgi” kaynağında;

“Ya Rabbigfir verham ve ente hayrur râhımîn.”

(23/Mu’minûn-118) Rabbim! Affet, merhamet et! Sen merhametlilerin en hayırlısısın

“Derin düşünenler için bir öğüt vardır” denilen bilgi mutfağından hangi yemeği isteyeceğiniz size kalmış.

Ramazan’ın rahmeti üzerinize olsun temennisiyle, bu noktadan sonraki araştırmalarınızı ihtiyaçlarınıza göre sizlere bırakıyorum.

Allah, yar ve yardımcınız olsun.

PAYLAŞ
1982 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. Trakya Üniversitesi Edirne Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü ve ardından Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini tamamlayarak mezun oldu. 8 yıl özel sektör tecrübesi ardından 2013 yılı itibariyle bir kamu kurumunda devlet memuru olarak çalışmaktadır. Azerice, İngilizce ve Almancayı çeşitli seviyelerde yabancı dil olarak kullanabilmektedir. Evli ve 1 çocuk sahibidir.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız