Değerli okurlarım, gündeme damgasını vuran 6 Mart tarihinde İran Devleti Devrim Mahkemesinin kararı ile İranlı iş adamı ve herkesin de dimağında yer alan Reza ZARRAB'ın ortağı olan Babek ZENCANİ' isimli şahsiyet, İran Devleti'ni 2 milyar 800 milyon dolar dolandırmak suçundan idam cezasına çarptırıldı.

İran devletinin şerî hükümlerine ve kanunlarına göre 'Fesat fil arz' yani yer yüzünde yolsuzluğu yaymak suçu işlemekten dolayı alınan ceza bu ceza infaz edilebilir veya af edilebilir mesele birilerinin idam edilip edilmemesi değil.Kuralların ne kadar ciddiyet içerisinde olmasıdır.

Ülkemizle kıyasladığımız zaman Cumhuriyet tarihinden günümüze değin bir çok hadise olmuştur. Aklımızda kaldığı kadarıyla yolsuzluk suçlamaları ve devleti zarara uğratmadan dönemin Başbakanı ve Bakanları idam edilmiştir. O dönem normal demokrasinin olmadığı ihtilal baskısı altında askeri vesayet altında gerçekleşitirilmiş mevzular. Asıl meselemiz günümüzde dahi milli servetimizi kılıfına uydurarak kendi çıkarları doğrultusunda kullananlar zaman zaman olmuştur.

Devlet malında tüyü bitmemiş yetimin hakkının olduğunu dilimize pelesenk edip söyleriz ama kendimizi de hiçbir şekilde eleştirmeyiz. Ülkemizde idam cezası yürürlükten kaldıralı yıllar oldu.Teknolojinin ve çağın bu zamanında idam olması gerekir mi gerekmez mi? Bu konular herkese göre değişir.

Olayın mağduruna göre idam cezası verilmeli. Daha demokratik ve entelektüel düşünen aydınlar ise idam cezasının günümüzün şartlarına göre ilkel bir yöntem olduğunu söyler.Tabiki insanın yaşamına son vermek olmaz. Lakin bu insan müsvetteleri bunca suçu işlediğinde (hunharca adam öldürmek,terör örgütü kurarak devletin otoritesini sarsmak, kamu görevlilerini şehit etmek, devletin yani kamunun malını yağmalamak, vatan hainliği, devletin malını zimmetine geçirmek vs…) affedilmeleri asla söz konusu olmamalıdır. Benim en fazla ifrit olduğum, siyasilerin her 5 veya 10 yılda vergi affı veya diğer aflar adı altında yasalar çıkartması. Ülkemiz vergi geliriyle ayakta duruyor; sanayi, tarım ve hayvancılıkta son yıllarda geriye gitmişiz. Onlarca kalem vergi mevcut ayrıca vergide eşitsizlik de söz konusu. Uyanıklar bir şekilde allem gullem eder, namuslu vatandaş da 10 TL kazanıyorsa bunun 3 lirasını devletine gönül rahatlığıyla öder. Ancak diğer vatandaş nasıl olsa af gelir düşüncesiyle ne vergi öder ne de vatandaşlık görevini yapar. Af gelir ödemeyen cezadan sıyrılır, namuslu vatandaş da aval aval seyreder. Bu haksızlık, bu kul hakkı değil mi?

Bunun vebalini kim ve kimler nasıl ödeyecek? Ezcümle İran Devletini sevelim veya sevmeyelim bence de devletin ve milletin canına  ve malına kim veya kimler kast ediyorsa en ağır ceza olan idam cezasının bizim ülkemizde de uygulanması taraftarıyım. Yapılan yanlışlar yapanın yanına kar kalmamalı; boynuzsuz koç, boynuzlu koçtan hakkını er geç almalıdır.

Sevgiyle kalın.

PAYLAŞ

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız