EĞİTİMİN MİMARI ÖĞRETMENLERİMİZ

Öğretmenin tanımını yapmak gerekirse, insanoğlunun var oluşundan bu yana süre gelen Peygamber efendimize dahi cenab-ı Allah tarafından vahiy yoluyla indirilen ayette bile ilk bildirdiği Oku diyerek burada Okumanın ve öğrenmenin hatta öğretmenin kutsallığından bahsetmektedir.

\n

Bunu şu şekilde algılayabiliriz insanoğlunun ilk öğretmeni Peygamberlerimizdir. Öğretmen; öğreten yol gösteren ve eğitendir. Bir Çocuk ana rahmine cenin olarak düştüğünde ana karnından tutunda okul çağına gidene kadar annelerimizin şefkat ve çocuğuna göstereceği  yakınlık fiziki ve beden yapısının oluşumunu şekillendirmektedir.Buda Annelerimizin öğretmenliğidir. Okul çağına gelen çocuklarımız bir maden cevheri gibidir.Onları işleyen ve değerli maden haline getiren öğretmenlerimizdir.Ülkemizdeki öğretmenlerimizin sorunları  ve yakın zamanda herkesin ve herkesimin diline pelesenk olan eğitim hakkında  bir takım analizler yapmakta fayda görmekteyim. Zira artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Ülkemizde Eğitim dejenere olmuş halde, bunun en büyük müsebbibi ülkenin yönetimini icra eden bugüne kadar bizlerin üzerinde karabulutlar gibi duran siyasi otoriterlerdir.

\n

Ülkemizde Cumhuriyetin Kuruluşundan şuanki zamana kadar Eğitim ile ilgili henüz bir alt yapı oluşturulamamıştır. Günü birlik ve günü kurtarmak amaçlı içi boş ve geleceği her türlü etkileyen eğitim sistemi bu sistemin içerisinde kendisini yenileyemeyen ve ezilen öğretmenlerimiz hatta en büyük acıyı yaşayan öğrencilerimiz ve veliler hepisi bir birini tetikleyen unsurlar olarak görmek gerek, insanoğlunun en tabii haklarından biri olan hatta Anayasal hakkı olan eğitim maalesef hak olmaktan çıkmış ticari rantlar uğruna büyük bir fiyasko olarak geleceğimiz olan çocuklarımızı tehdit etmektedir. Amaçsız ve araçsız bir şekilde şekillenen temeli bozuk eğitim sistemi habire sırtımızda bir kambur gibi gün ve gün toplumu al aşağı etmektedir. Kendine öz güveni olmayan geleceğinden kaygılanan toplum inşa edilmektedir. Ülke genelinde 81 vilayetin hepisinde son zamanlarda Üniversiteler açılmaktadır. Sadece tabela üniversitesi eğitim desen bir elin parmağını geçmeyen sayılı Üniversiteler haricinde lise seviyesindeki akademik okullar. 4 veya 5 yıllık akademik eğitimi olan okullarımızdan mezun olan ve hepimizin çok yakınında bulunan çocuklarımız ,tanıdıklarımız adeta işsizler ordusuna dahil olmak için diplomalı gençlerimiz iş aramak KPSS için dirsek çürüten ve kapılar aşındıranlar ailelerinin sırtında kambur olmuş 25-30 yaşına kadar iş bulma yarışına giren ümit eden toplum ve topluluk bu meçhule giden gidişat nereye kadar gidecek anlamak mümkün değil.

\n

Vasıflı insan yetiştirmiyoruz sadece boş kağıttan ibaret diploma ve Boş vasıfsız Üniversite gençliği, bundan 30 yıl önce Lise  mezunu el üstünde tutulurken hatta çok daire müdürleri dahi ortaokul ve Lise mezunu vasıflı daha eğitimli insanlardı. Şimdi ise seçkin Üniversiteler dışında mezun olan gençlerimizden bir işe girerken ahiret sorusu sorulmakta zaten boş bilgiye sahip yetişen bu gençlerimize birde yabancı dilin var mı? Yüksek lisansın var mı? Yok bir Üniversite sana yetmez ikinci bitirdiğin üniversiten var mı? Zırvalığı ile ürün seçer gibi eleman seçmeyi daha çok özel sektörler yapmaktadır. Çok doğaldır herkesin Devlet bünyesinde çalışma imkanı olmadığından koştur anam koştur. Gariban ana, baba halen benim çocuğum kendi ayakları üzerinde duracak diye hayal etmeye devam etsin…

\n

Değerli okurlarım çocuklarımızı 7 yaşından tutunda üniversiteye gidene kadar yarış atı gibi koşturmaya başlattık bu nasıl bir eğitim, bu çocuklar ne zaman çocukluğunu yaşayacak oyunlar oynamak, top sektirmek, misket oynamak, kör ebe gibi eskiden oynadığımız bu oyunlara acaba birileri yasak mı koydu? Bu çocuklar evden okula, okuldan dershaneye ( maddi gücü) yeterse akşam olduğunda bilgisayarın başına geçerek toplumdan bir haber yaşamaya ve  asosyal yetişmeye devam eden bu nesilden bu ülkeye ne kadar fayda olur bunu da siz söyleyin.

\n

Değerli öğretmenlerimizin ne kadar fedakar olduklarını saymakla bitiremeyiz. Artık öğretmenin bir popüliterliği son zamanlarda kalmadığı gibi, müfredat habire değişiyor. İllaki bu şekilde eğitim vereceksin diye talimatlar yönetmeliklerle dolu dayatmacı tavırlar aslında geçmişten örnek vermek pek istemiyorum ancak bugünkü durumun rezaletliğinin analizini vermek adına geriye sarıyorum. Babalarımız, analarımız bizleri ilkokula kayıt yaptırırken öğretmenimize bak öğretmenim“ Bunun eti senin kemiği benim” diye teslim ederlerdi. Burada sizlere bir anektodumu paylaşmak istiyorum. Benim çok değerli  öğretmenim Allah rahmet etsin ebediyete göç eden Songül DENİZ ‘i bir hafta sonu çarşıda bana mesafesi en az 150 metre uzaklıkta görmemle eskiden beton elektrik direğine kamufle olmam ayrıca titreyerek korkmaya başladım. Yandım anam okula gittiğimde canıma okuyacak sen niye aylak aylak dolaşıyorsun ders çalışmıyor musun diye şimdi durum aynı mı? Maalesef artık öğretmen öğrencisinden kaçıyor… Ne hallere geldik  öğrenci öğretmenini bıçakladı, darp etti. Yok efendim ailece öğretmene okul bahçesinde sen niye oğlumun kulağını çektin diye öğretmene bir araba sopa at ondan sonra senin çocuğun madde bağımlısı veya diğer gayri yasal yollara gidecek çünkü ailesi ona güç ve cesaret verdi. Ben her zaman şunu savunurum kendini bilen bir öğretmen durup dururken hiçbir şekilde öğrencisini dövmez veya sövmez son zamanlarda Milli Eğitim Bakanlığınca yeni bir telefon hattı öğretmenim beni dövdü hattı bu durum öğretmeni ne kadar baskı  ve zan altına soktuğunun göstergesidir.

\n

Bu baskıcı eğitim ile ne kadar eğitime faydalı olabilirsin doğrusu anlamış değilim. Evde bir veya birkaç çocuğumuzla baş edemezken en az 30-40 kişilik bir sınıftaki öğrenciyle baş etmek bu kadar basit mi? Bende doğal olarak öğretmenin çocuklarımızın dövmesini istemiyorum fakat öğretmeninde etten ve kemikten yaratıldığını anlamamız gerekir. Bu gün bu satırları yazarak sizlere birşeyler verebiliyor ve sizlerde benim bu yazımı okuyarak algılıyorsanız o güzide elleri öpülecek öğretmenlerimizin eseridir.

\n

Son birkaç haftadır Özel Dershaneler  kapatılacak bu dershaneler özel okul şartlarına uygun nitelik taşırlarsa bu şekilde şekillendirelecek. Bu vasıfa haiz olacak veya olabilecek kaç tane dershane var? Bence çok az bu dershanelerde 10 bin civarında KPSS mağduru olan atanamayan öğretmenlerimiz bir O kadarda sosyal hizmet görevlisinden tutun diğer insanların geçim kaynakları bir anda bu kadar insanı işsizler ordusuna dahil etmek sosyal çöküntüye sebebiyet verir. Bu insanların bir ailesi ve sorumlu oldukları kişiler var. Bunları görmezden gelmek katliam demektir. Bende aslında özel dershaneleri istemiyorum ama bir kere balık baştan kokar nedeni  ise Devlet okullarındaki Eğitimin verimsiz olmasından dolayı bu eğitim kurumları mantar gibi çoğalmaya başlamış ancak bugüne kadar hiçbir hükümet bu konuya müdahale etmemiştir. Dershaneler yığınla çoğalmaktadır. Bu böyledir diye elini taşın altına sokan yok Devlet okullarında nitelikli bir şekilde bir Eğitim verilse herhalde hiç  kimse parasını dershanelere peşkeş çekecek durumda olmaz. Madem dershaneyi istemiyorsanız o zaman  dershanelerden daha iyi şartlarda bilgi olanağı sağlayın ki, kıt kanaat geçinen vatandaşımız ve öğrencilerimiz mağdur olmasın. Dershaneler özel okul olursa onca para verecek kaç insan bulabilirsiniz? Eğer devlet öğrenciye veya özel okul sahiplerine teşvik imkanı verir  yarısından fazlasını ben karşılıyorum derse o zaman bence on numara olur. Ama zıddı olursa “ Yandım keten helvası” diye hayıflanmaya başlarız. Bu KPSS sorununa el atılmalı ki, artık öğretmen adaylarımızda yarış atı gibi koşturmamalı bu durumdan etkilenerek ataması yapılmayan psikolojisi bozulan ve intihar eden onlarca genç öğretmenlerimiz bulunmaktadır. Öğretmenlik mesleğini ne hayallerle okuyan ve atanamayan yüzlerce öğretmen adayı çaresizlikten dolayı başka kurumlarda istemeyerek görev yapmaktadır. Şayet bu kadar açıkta öğretmen kalacak ise yine başa döneceğim eğitim fakültelerinden yeterli olduğu kadar öğretmen yetiştirilsin bu değerli insanların geleceklerine kara çizgi çekilmesin. Her yıl öğretmenlerimize Eğitim ve Öğretim başlamasına ramak kala belli bir ödenek verilmekte  bu yetersiz eğitim süresince bu ödeneğin devam etmesi gerekir. Bir öğretmen öğrencilerinin gözünde vitrin sayılır. Giyimine kuşamına azami derecede özen göstermeli, maddi sıkıntı kaygısına düşmemeli eğer bu duruma düşer ise bedeni sınıfta ruhu bu ay borçlarımı nasıl ödeyeceğim diye moral ve motivasyonu bozulur. Demoralize olarak bu durum eğitim verdiği öğrencilerini ciddi anlamda başarısızlığına sebep olur. Öğretmenlerimizin değerini asla maddiyatla ölçmemeliyiz onlar bu ülkenin şekillenmesine ve gelişmesine katkı sağlayan kişilerin kişilik ve gelişimlerini şekillendiren en büyük mimarlardır.”Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” Hz. Ali (r.a) dediği  gibi bizlerde aynı söylemleri destekleyerek Başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve ebediyete intikal eden öğretmenlerimizi rahmet ile yad eder. Eğitim ordusunun ulvi neferleri olan  mimarlarının 24 Kasım öğretmenler gününü kutlar, sağlık ve huzurlu geleceklere ulaşmaları dileğiyle….

\n

 

\n

 
PAYLAŞ