Gözümden Önceki Son Çıkış !

Durdum,

Âlemi içinde cümle âlemin seyrine daldım.

Çırpınanları gördüm önce,

Kanatları melekten, gözleri tilki, dilleri karasal iklim, yaptıkları ise güneşlik üzerine tül perde…

Teranelerin aynı oluşu bile aynı,

Dört bir yanları ayna ama ne fayda ki, göresi gözleri olmayanlara, alası dersleri olmayanlara,

Ne fayda dökülen nasihatler…

Sustum.

Susunca geçeceğini düşünmeden sustum,

Susunca yadırganacağımı bilerek sustum,

Susunca, korkular şatosuna hapsedildiğimin sanılacağını bilerek sustum,

Susunca hiçe sayılacak kadar aciz görüleceğimin farkında olarak sustum,

Kim bilir,

Susmak için dahi sustum…

Haklısınız…

Çokça karmaşık cümleler oldu,

Ve yine haklısınız,

Konunun özüne halen girizgâh yapamadık.

Yapmadım.

Gözden geçirdiğim her hayat planı harflerinden hepsini göze almayı başaracağımı bile, bile, güneşin sancağından tutup toprağa batırmayı iyi becereceğimi cümle âlem bilse dahi yapmadım.

Kimseye karışmamanın ödülü olarak karışmayacak kimselerden oluşan bir hayat akışı ümidimi yerle yeksan edenlere gerekeni yapmadım.

Kendi ikbâllerini, ayaklarıyla sırtımı çiğneyerek elde etmeye çalışanların ayakları ile sırtım arasında kalan onur ve haysiyetlerini tek seferde nalları diktirecek kudretteyken, başımın üzerinde taşıdığım kendi onurum ve haysiyetime halel gelmemesi adına yapmadım.

Beklentileri boşa çıkanların saçtıkları lavları tek cümlemle savurmak mümkün derecesinde saklı iken bende, ne volkanın eteklerine tünedim, ne de volkana üfleyip tüm beldeyi külledim.

Durdum, sustum ve yapmadım.
Gözümün önünde dönme dolaba dönenleri, semazen mistikliğinde karşıladım da, gözümden düşüyor olmalarını kendi insanlıklarına yakıştıramamaktan ötürü güldüm.

Güldüm.

Gülüşümden cesaretlenenler ile gülüşümden hazzetmeyenler arasındaki kıyasıya mücadeleyi izledim de güldüm,

Akılları sıra, akıl sır erdiremez olduklarını sananların verdikleri akılların saçmalığına güldüm,

Seviyelerinden habersiz olanların kendilerini üstün gösterebilmek adına girdikleri türlü hâllere güldüm,

Aldanılası bir budala adını verdikleri yüreklerindeki devi yıkabilmek adına aldatılacak kalıpta suretten etkilenenlere aldırış etmeden güldüm.

Karanlıkta merdivenden dahi inemeyenlerin, karanlık geleceklerine bulabilecekleri bahaneyi tüm heybetkâr duruşlarıyla canımdan çıkarmalarındaki ürkekliğe güldüm.

Kendi etrafındakilere hükmü geçmeyenlerin, tüm hükümleri bir kişiye kesmelerindeki hâkimiyeti kutsamalarına kahkahalarımla güldüm.

Gözümden düşüyorlar ama düşürdüklerini sandıkları gözümle bakamayacak kadar acizler…

Ben olsam,

Son çıkışı kaçırmadan kaçardım benimle uğraşmaktan.

Şimdi bunları bir dervişin ya da Amerikalı ünlü bir yazarın yazdığını, Yunan bir filozofun söylediğini belirtsem, sosyal medya üzerinden paylaşım rekorları kırılır öyle değil mi?

Lakin,

Çok gücendirdim yine birilerini ama,

Hak ettim…

PAYLAŞ
Cantürk Erşen Ergül
1982 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. Trakya Üniversitesi Edirne Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü ve ardından Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini tamamlayarak mezun oldu. 8 yıl özel sektör tecrübesi ardından 2013 yılı itibariyle bir kamu kurumunda devlet memuru olarak çalışmaktadır. Azerice, İngilizce ve Almancayı çeşitli seviyelerde yabancı dil olarak kullanabilmektedir. Evli ve 1 çocuk sahibidir.