KALLEŞ HAÇLI KÖPEKLERİ

Değerli okurlarım, Sözün neresinden başlasam millet olarak ciğerimize ateşler düşüren bu hain emellerin, metropol şehrimiz İstanbul’un göbeğindeki menfur saldırısı sonucu genç bedenlerin yok oluşunu çaresizlik içerisinde görmemiz insan olarak kabul edilebilir bir tarafı yok.Şehadet şerbetini yudumlayan o pırıl pırıl genç polislerimiz bu görevin kendileri için son görevlerinin olduklarını nereden bilsinler ki?Kendilerine tebliğ edilen her görev gibi bu son görevlerini ifa ederken, onların azrailleri yanı başlarında onları takip edercesine o mukaddes bedenlerin hayatına son verdi. Sadece bu bedenler mi yok olup gitti? Tabi ki hayır. Onların anaları, babaları, eşleri ve çocukları her biri birer birer güzel hayalleriyle ebediyete göçtüler. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bu acının tarifini yapmak mümkün değil. Bağrımız hep böyle yanacak mı? Hep böyle olaylar karşısında kayıtsız mı kalacağız? Hep lanetleyerek mi içimizi soğutacağız? Bunların zira geçici bir durum olduğunu hepimiz gayet iyi algılıyoruz.Devletimizi yönetenler bunca iç ve dış güvenlikle alakalı gerekli önlemler alıyorlar. Zira bir taktik hatası yaptıklarının farkındalar mı? Bir vatandaş olarak belirtmek isterim ki bunca önlemlere karşı halen bombalar patlıyor. Evlatlarımız gözlerimizin önünde birer birer gidiyorlar. Polisin Askerin sayısını artırmakla mesele çözülmez.Bir kere şunu herkesin bilmesi gerekir. Ülkemizin içinde ve dışında hain haçlı zihniyetleri yuvalanmakta güçlerine güç katmaktalar. Bunun önünü kesmediğimiz sürece terörle mücadele etmemiz mümkün değil. Bunlar nedir diye sıralarsak;Devletin bekasına dinamit koyan 15 Temmuz’un darbeci haini FETÖ ve onun finansörlüğü ile güçlerine güç katan PKK,DAEŞ gibi örgütlerin dış güçlerinde desteğiyle dört bir yandan içimize virüs gibi giren bu örgüt yandaşlarını devletin kurumlarından temizlenmediği sürece, Zira Emniyet ve Silahlı kuvvetlerde yapılan iç temizlik işin halen %25 lik kısımı halen hainler kamufle olmuş bir biçimde hain emellerine bir adım daha ilerlemeye çalışmaktalar.Vakti zamanıyla Fetö Terör örgütü Emniyet teşkilatını en can alıcı noktası olan Bilgi işlem,İstihbarat ve KOM gibi birimlerde yuvalanarak kendi kadrolarını yıllarca oluşturarak devletimizin kalbine hançer sokmuşlardır.Bugün bu hainlerin çoğu tasfiye edilse dahi bilgi ve belgeler bunlarla birlikte kaybolup gitmiştir. Şuan Teşkilatta uzman kadro sayısal olarak ta az olduğundan her tarafa yetişmesi mümkün değil.İstihbaratımız güçlü olmadığı sürece ne kadar fazla kadroya sahip olursanızsa olun karmaşadan öteye geçemezsiniz. Menfur saldırı sonrası Şehit olan polislerimizin son kamera görüntülerinde canlı bombacıya yaklaşımları dahi tecrübesiz olduklarının göstergesidir. Bu tecrübeyi kazanmak için zamana ihtiyaç vardır. Polis’i yeniden yapılandırma gerekir. Hiç bir siyasi düşüncenin olmadığı sadece devletin kanunları çerçevesinde kendi görev ve sorumluluğu dahilinde biçimlendirilmeli. İşin en başına dönersek ülkemize 3 Milyon kadar olan Suriyeliyi bir şekilde getirildi? Müslüman olarak zulüm altında olana merhamet etmek ona sahip çıkmak en tabi görevimiz.Zira bunlar ülkeye girerken ne şekilde girdiler.Bunların içine karışan onlarca ajanlar,hain örgüt mensubu olmadıklarını söylemek mümkün mü? Hadi girdiler bunları belli güvenli bölgeye yerleştirselerdiler. Orada hem bunları kontröl altında tutmakta kolay olurdu. İnsanca yaşamaları için yaşam alanları ona göre dizayn edilebilirdi. Çadır kentler veya Prefabrik konutlar gibi. Zira bugün ülkemizin hemen hemen her ilinde bunları görmek mümkün, Zaten sokak aralarında ve cami önlerinde dilenenlerin sayısı git gide bizim yerli dilencileri aratır olur vaziyetlerdeler.İnsan olarak acıma duygumuz zaten hat safhada bu keşmekeş görüntüden ülkemiz ne zaman kurtulacak.Kimin ne olduğu belli değil.Bazen kendimi yabancı ülkede hissediyorum. Bu insanları kaderlerine terketmekte belki insani değil.Zira başıboş koymak,yani kontrölsüz içimizde yaşamaları ülkemiz için tehdit arz etmekteler. Bunların terör örgütleriyle ilişkileri olup,olmadıklarını söylemek mümkün mü?Sayın Cumhurbaşkanın dediği gibi” At izi,it izine karıştı” Çok manidar bir söylem millet olarak herşeyden önce şunu aklımızdan asla çıkarmamız gerekir ki, Ülkemiz üzerindeki bu oyunlar hergün daha katmerli bir şekilde dozajını artırarak devam edecektir. Neden dersenizse Ülkemiz ne zaman bir ilerleme veya gelşme kaydetmeye başlıyorsa işte o zaman bu hain haçlı köpekleri içimize çomak sokmakta ve ülkemizi bulgur gibi kaynatmaktan katiyen vazgeçmeyecekler. Bu minvalde bizler millet olarak her zaman ki, gibi metanetli ve vakur duruşumuzla bu emellere karşı hükümetiyle,muhalefetiyle ve sivil toplumuyla hep beraber ülkemiz için çalışmalıyız.Bunun yanında Başta sayın Cumhurbaşkanımız,Başbakanımız,İçişler bakanımız olarak onlardan bir defaya mahsus olmak üzere Emniyet teşkilatımızda kendi istekleriyle emekli olmuş tecrübeli ve hiç bir pisliğe karışmamış vatan evlatları görev beklemekteler.Yek vücut olarak aziz milletimizin ve devletimizin bekasını tesis ve temini için hiç bir maddi beklenti olmaksızın görev beklemekteler. Bu tecrübeleri teşkilata can suyu katacağından emin olmalısınız. Şehit düşen kardeşlerimizin intikamları bu tecrübeli abilerinin azim ve gayretleriyle olacağını da kimse gözardı etmesin. Zor bir şey değil.Bir kararnemeyle bu emekli sağlıklı ve dinç olan Polislerimizi bu hain emeller son bulana kadar değerlendirilebilir.Değerli büyüklerimizin taktirlerine mazhar olunur.Şuanda ülkemizin en büyük derdi Güvenlik ve ekonomidir. Bu ikisini sağlamak içinde en acil eylem planımız ülkemizdeki, iç huzurumuzu inşa etmemiz bu olduktan sonra ekonomiyi bir şekilde hallederiz.Zaten dış güçlerin yani haçlı keferelerin derdi bizleri içten ve dıştan yıpratarak hain emellerine ulaşarak ülkemizi ilhak etmek için var güçleriyle gerek siyasi,gerekse de taşere ettilkeri terör örgütleriyle üzerimize gelmekteler.Türk milleti bu ahval karşısında cesaret dinamizmini kırmadan sonuna dek mücadelesini vereceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın.Bu aziz millet olduğu sürece hiç kimsenin ülkemizi bölmeye ve huzurunu kaçırmaya gücü yetmeyecektir. Vatan ve millet uğrunda canların feda eden aziz şehitlerimizi en hissi duygularımla rahmet ve saygıyla yad ediyorum. Yaralı kardeşlerimizede acil şifalar diliyorum.Rabbim hiç bir zaman bu millete boyun eğdirmesin. iç ve dış düşmanlarımızı da kahhar ismiyle kahr-u Perişan eylesin..Acılı ana,babaların ve milletimizin başı sağolsun..Rabbim bir daha böyle acılar ülkemize yaşatmasın.. Vatanımız bayraksız, Camilerimiz ezansız kalmasın.Ne Mutlu Türk’üm Diyene