Değerli okurlarım, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle siz değerli okuyucularıma bu güzel günün kısa tarihçesi ve ülkemizdeki kadınlarımızın yeri ve önemi hakkında, bazı bilgiler sunacağım.

Bilim adamlarının yapmış oldukları araştırmalar neticesinde Dünya’nın 5 milyar yıl önce var olduğunu, rivayet etmekteler. Bugün dünya nüfusuna baktığımızda 5.5 milyar insan olduğu belirtilmektedir.Bu insan nüfusunun yarısının bir fazlası sayısal olarak kadın nüfusudur. Zira bu kadar çoğunlukta olan kadınlarımız erkek nüfusuna göre ne kadar söz sahibi veya ne kadar erk sahibi onu anlamak gerekir. Yaratılış sebebiyle kadınlar erkeklere göre fiziki anlamda güçsüz ancak yine bilimsel araştırmaya göre çalışkanlık ve beceri anlamda kadınlar erkeklere göre daha başarılı bunun sebebini biliyor muyuz veya kabul ediyor muyuz diye anketler yapılsa emin olun erkeklik gururu ve fiziksel güç nedeniyle hiç birimiz bunu kabul etmeyiz.

Her neyse, Dünya Kadınlar Günün ilk olarak gündeme gelmesi 1800’lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi koşullar isteyen kadın işçiler mücadele etmişlerdir. Bu hak arama, daha iyi koşullarda çalışma ve yaşama mücadelesi yıllarca devam etmiştir. Birleşmiş Milletler örgütü kadınlarda ayrımcılığı ve istismarı görerek 8 Mart 1975 ‘te 8 Mart Dünya Kadınlar günü olarak kabul etmişlerdir. Bu kutlama günümüze kadar her yıl gerek ülkemizde gerekse de dünyanın çeşitli ülkelerinde, kutlanılıyor. Türk kadını Mustafa Kemal ATATÜRK’ün çağdaş görüşü sayesinde 1934 yıllında hiç bir ülkede olmayan Kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıdı. Kadına verilen bu hak artık demokrasinin işleyişinde ve ülke yönetiminde de artık kadınlarımızın söz sahibi olacağı ve erkek hegemonyasının kadının üzerinden elini çekeceğinin en büyük atılımı olarak görülmekteydi. Kadın evinde çocuk bakarak erkeğin ona bahşedeceği hayat standartlarına göre yaşam biçimi değil, Hakaniyet’li yaşam tarzına sahip olmak ve her alanda kendi ayakları üzerinde durabilecek öz güvene ve saygı görmeye hakkının olduğunu unutmamak gerekir.

Kadınlarımız, Kurtuluş savaşında çephe’ye sırtında cephane taşıyan Nenehatunlarımız, Kurtuluş savaşı döneminde Gazetecilik ve yazarlık yapan Halide Edip ADIVAR, Atatürk’ün manevi kız ilk kadın savaş  pilotumuz olan Sabiha GÖKÇEN gibi ülkemize değer katan ve rahmetle andığımız bu kahraman kadınlarımız ve niceleri…

Bugün ülkemizde kadına bakışı analiz etmek gerek, genel yapıya baktığımız zaman kadınlarımız halen istenilen noktada değil. Sebebi gayet açık bir şekilde anlatılmak gerekirse, bölgesel olarak baktığımızda Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu ve İç anadolu bölgesinin bazı yerleşim yerlerinde kadın halen özgür değil. Kadınlarımız 2.sınıf insan  muamelesi görmektedir. Mahalle baskısı dediğimiz bazı olumsuzluklar ve yaşadıkları mahal itibariyle sosyo ekonomik yaşamında vermiş olduğu yapıdan dolayı kadınlarımız erkeklerin çok gerisinde yer almaktadır.

Bunun en büyük müsebbibi bizleri yöneten siyasi otoriterdir. Kadınlar her ne kadar seçme ve seçilme hakkına sahip olsa bile, bazı güruhlar tarafından ve baskıcı zihniyetten dolayı kadınlarımız sadece çocuk doğuran, erkeğin yemeğini, çamaşırını ve buna benzer tarlada tapanda çalışan köle gibi zül edilmektedir. Bu köleleştirme dayatması kadının toplumdaki yerini almaya ket vurmuştur. Halen Berdel yapılan, halen küçük yaşta bir meta gibi alınıp, satılan genç ve çocuk yaşta olan kızlarımızın ve kadınlarımızın olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

Bu düzene bu gidişata dur diyecek kimse yok mu? Her yıl geleneksel hal alan 8 Mart Dünya kadınlar günü kutlanılıyor fakat ne kadar fayda sağlıyor bunu görmek gerekir.

Değerli okurlarım, ülkemizde bu gibi kutlamalar yapılıyor.Buna benzer çeşitli sivil toplum örgütleri de zaman zaman bu hassasiyet gösteren konulara yer veriyor. Ancak tam yeterli olduğunu düşünmüyorum. Üreten ve topluma fayda sağlayan Akademisyen, Doktor, öğretmen ve iş kadını gibi ülkemizde parmak ısırtacak projeleri ile faydası olan kadınlarımızın olduğunu unutmamak gerekir. Cumhuriyet tarihimizde kadın Başbakan olarak Tansu ÇİLLER ve İçişler bakanı olarak ta Meral AKŞENER vardı. Bu siyasetcilerimiz Türk siyasi tarihinde çok büyük iz bırakmışlardır. Özellikle Tansu ÇİLLER ve Meral AKŞENER dönemlerinde Terörle Mücadele konusunda çok büyük başarılar elde etmişlerdir. Kendilerini saygıyla yad ediyorum. Bugün Kadın artık güvenlik görevlisi Polis, Asker gibi önem arz eden mesleklerde yer alıyorlar. Bunları görmezden gelmek haksızlık olur.

Ne var ki, kadınlarımıza daha pozitif ayrım yapılarak gerek siyasette, gerekse de iş hayatında daha önemli yerlerde bulunmaları gerekir. Ben bu güne kadar istisnalar kaideyi bozmaz fakat yolsuzluk, rüşvet alan ne bir siyasetçi kadın duydum nede iş hayatında bu gibi entrikalara meyilli olanı duydum. Kadınlar işlerine daha hassas davranırlar. Sebebi ise hem annelik duyguları ön planda hemde kadın olmanın ciddiyeti ve erdemliliği ile gayri meşru konulara tenezzül etmeyeceklerini düşünüyorum. Günümüz Türkiye’sinde halen kadına karşı şiddet almış başını gidiyor. Sokak ortasında şiddet veya tecavüze maruz kalan kadından tutunda bazı kendisini erkek olarak gören ve insanlığından şüphe edilen caniler tarafından hunharca öldürülmekte veya cinsel istismara uğratılarak bir mal gibi onursuzca şerefsizce parayla erkeklere servis edilmekteler. Uyuşturucu batağına düşmüş onlarca kadınlarımız çaresizlik içerisinde kıvranmakta olup, onların sesin duyan var mı? Kötü kadın yaftasını yiyen bu kadınlarımızın gerçekten bu hayat tarzı kaderleri mi? Yoksa isteyerek kendilerinin tercih ettikleri yol mu? Bir düşünün toplum sizi dışlamış, aile sizi dışlamış ve yapa yalnızsınız sahip çıkacak hiç kimseniz yok. Biz erkeklerde nefsine hakim olmayan bir toplumun unsuru olarak bu kadınlara ne kadar sahip çıkıyoruz. İllaki, hele toplumda eşinden boşanmış veya eşi ölmüş bayanların halini biliyormuyuz? kendi geçimini sağlayacak bir ortama sahip değilse vay haline… Şuna emin olun ki, hiç kimse ahlaksız ve suçlu doğmaz toplumun değerlerini zedeleyen zihniyetlerin sayesinde bu gün işin içinden çıkılmaz bir hal alan ahlaksız toplumu bu seviye ye getiren insanlar bizleriz. İlk önce bu konuda kendimiz yargılamalıyız. Bunu yapmadığımız sürece bu gidişatın önüne geçilmez ve bugünü bile arar oluruz. Kadına değer vermeyen ve onu bir hiç gibi gören toplum kör olmuş demektir. 

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bu söylemiş söylemleri ne kadar manidardır. Bu söylemleri   tüm dünya kadınlarımıza ve Türk kadınlarımıza ithaf ediyorum.

Ey kahraman Türk kadını

Sen yerde sürünmeye değil

Omuzlar üzerinde göklere

Yükselmeye layıksın

  İnşallah gelecek nesillerimize ve kadınlarımıza huzurlu ve insan haklarına layık bir şekilde yaşam sürmeleri adına tüm kadınlarımızın bu güzel gününü kutluyorum. Artık kadınlarımız mutlu ve hakkettiği değerde yaşamaya devam etsin dileklerimle….

PAYLAŞ

2 YORUMLAR

  1. bir ulusun ülkenin, insanlarının kalitesi,gelişmişliği,medeniyeti,kız çocuklarına,hanımlarına,annelerine verdiği,değerle,eşdeğerdir.bir ülkenin en iyi şekilde huzur içinde yaşanabilir bir ülke konumunda olduğunun göstergesidir.

  2. Bu özetlediğiniz KADIN türü nerde ve nasıl bir ülkede yaşar arkadaşlar?\nBu örnek verdiğiniz kadın yöneticilerin kendileri ne ki eseri ne olsun?\nSevmek saygı duymak bir işde çalıştırmak bir görev vermek ve bunu hakkıyla yapabilecek kabiliyette kadın nerede?\nKendi evini temizlemekte,kendi çöpünü temizlemekte aciz zavallı ve işinin bilincinde olmayan sadece evcilik oynar gibi,sadece okul bitirmişlikle burnu havadalık koklayan bu kadın türleri asla kadın diyerek ne kapıya konabilir nede ÜLKE yönetiminde kendisine rol verilebilir!\nOnlar gitsin sinema filim veya fregman düzeneğinde şaklabanlık yapadursun!\nBu acı tablo olmasa bizim dünya çapında birinci olmamız lazım!\nAllah‘a şükürler olsun ki kendini bilen ve işinin ehli gerçek DELİKANLI ve gerçek ADAM lar işin başında da saçını kesmiş erkek kılığında tabuldot taşıyan adeta ortalık malı olmaya yüz tutmuş\nKADIN ve ANA profilini gerçek HAK ettiği yere bu güzelim hem kültür ve hem özgüven ve hemde AŞK la pişirmek pahasına bu Hür Vatana sevdalı GÖNÜLLER yüceltmiş ve kıymet katmıştır!\nBu geçmiş onbir yılla kadın kadın kimliğine kavuşmuştur!!\no zavallı ruh haliyle barda ve pavyonda alkışlanan kadın sinemada öpüşen ve yatağa girip edep ve hayasını yitiren kadın;iş hayatı deyip sekreterlik yapıp yuva dağıtan,eğlencelik ürün olan kadın,her alanda sadece dişilik vasfını erkeklerin gözünde kıymet adlandıran kadın,sahillerde mayoya bürünen sinsi ve şeytani elbisesine mahfoluş karası çalan kadın ve sadece reklem pazarında laf cambazı ve hayatın her alanında okkabaz olup şapkalardan çıkan kadın vs.vs.milyonlarca kusurla bu vatana hayat olacak iklimleri hep GEÇ koyup dünya plan ve hilesinde zulüm resmiyle dönen kadın zalime kalkan ateşe pervane olacaktır!!!\nSiz uzaydan mı geldiniz ki kadını tutup baş üstüne çıkarasınız.Hem bu kafa yapınızla,hemde beyin kurdu lifleri ayrıştıra ayrıştıra çözesiniz ilmeği ..Hadi oradan geçti buradan balık kalmadı!

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız