Martin Lejeune! Türk kamuoyu bu ismi son zamanlarda sıklıkla duyuyor. 1980 doğumlu Alman gazeteci Türkiye’de televizyon programlarına katılıyor, Almanya’da Türklerin katıldığı siyasi toplantılarda yer alıyor ve özellikle sosyal medyadaki paylaşımları ile çok sayıda Türk’ün gönlünde taht kurmuş durumda. Çünkü Lejeune, Türkiye ile Almanya arasındaki gerilimde Türkiye’nin tarafında yer alıyor.

Bir Alman olarak Lejeune’ün Türkiye lehine ve Almanya aleyhine anlattıkları Almanya’nın samimiyetsizliğine inananlar için elbette çok önemli. Ancak Almanya’da AK Parti’nin önemli neredeyse hiçbir programını kaçırmayan, deyim yerindeyse her taşın altından çıkan bu gazeteci ve aktivistin ne kadar samimi olduğunu sorgulayanlar oldukça az. Bunun sebebi de iki ülke arasındaki gerginliğin iyice tırmanmış olması.

MARTİN LEJEUNE, TÜRK DOSTU MU, KLİNİK VAKA MI, YOKSA ERDOĞAN İSTİSMARCISI BİR AJAN MI?

Martin Lejeune kimilerine göre çok samimi bir Türk dostu, Müslüman olmuş, hak karşısında sözünü esirgemeyen temiz bir insan. Kimilerine göre grup grup dolaştıktan sonra postu AK Parti’nin önüne sermiş bir nevrotik vaka, kimilerine göre de Batı’nın Lawrence oyunlarının son halkalarından biri, Alman gizli servisinin önce Filistinlilerin, sonra da Türklerin içine saldığı bir ajan.

NE ALMAN GAZETELERİ NE FİLİSTİNLİLER BİR ZAMAN SONRA YÜZ VERMEMİŞ

Bu iddiaların ne kadar doğru olduğuna dair elde somut belgeler yok. Bu durumda insanlara kendi kanaatlerini oluşturmaları için yardımcı olabilecek tek şey bir Martin Lejeune biyografisi. Lejeune 1980 Hannover doğumlu kâh gazeteci, kâh siyasi aktivist bir şahıs. İlk olarak solcu Alman gazetesi Neues Deutschland için düzenli olarak çalışan Lejeune, diğer Alman gazeteleri için de çalışmış. Ancak bu gazete ve radyolar için yazdığı haberlerde verdiği yanlı ve yanlış bilgiler gazeteci kimliğine hayli zarar vermiş.  İlk olarak Hamas yanlısı haberleriyle suçlamaların hedefi haline gelen Lejeune, yanlış bilgiler verdiği için de gazetecilik kimliği büyük darbe almış. Örneğin Almanya Radyosu (Deutschlandradio), bağımsız olmadığını düşünerek işine son vermiş. Bunun dışında Lejeune Deutschlandfunk radyosuna İsrail’deki sansür uygulamalarına dair yanlış bilgi sunmuş, Gazze şeridinde bulunan tek Alman gazeteci olduğunu söyleyerek doğru olmayan beyanlarda bulunmuş. Gazze Şeridi’nde İsrail’le işbirliği yapanların idam edilmesini öven yazısı ise Lejeune’ü gazeteci olarak bitme noktasına getirmiş.

Alman gazeteci Martin Niewendick’in anlattığına göre Lejeune’ün Filistinliler tarafından aforoz edilmesi de uzun sürülmemiş. Berlin’deki Filistin İletişim Ağı’nın başındaki Fuad Afane, kendisini Filistin davasına zarar veren bir siyonizm ajanı olarak suçlayıp mesafe koyunca İsrail ürünlerine boykot çağrısında bulunan ve bu ülkeye yatırım yapılmaması için çalışan BDS hareketi ile irtibata geçmiş. Ancak bu grup da onu bir süre sonra Yahudi karşıtı olduğu gerekçesiyle dışlamış.

TÜRK HÜKÜMETİNİ ALMANYA’DA SONUNA KADAR SAVUNAN TEK ALMAN

Bunun akabinde Martin Lejeune aşırılıktan yana olan Selefi örgüt Ansaar International ile birlikte Suriye sınırına kadar yardım götürme gerekçesiyle seyahat düzenlemiş. Lejeune daha sonra Müslüman olsa da Filistinli gruplarla anlaşamamış ve Türklere yanaşmış. Niewendick’e göre Lejeune bu aralar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’daki gönüllü basın sözcüsü gibi hareket ediyor, belediye başkanlarıyla, Türk sporcularıyla görüşüyor, hatta kendi hazırladığı pankartlarla havaalanlarında boy gösteriyor ve Türkiye turizmini kurtarmaya çalışıyor.

9000 MÜLTECİ ÇOCUĞU ALMANYA GAZ VEREREK ÖLDÜRDÜ İDDİASI

Lejeune’ün sık sık Türkiye gitmesi, bu ülkenin Almanya’dan daha özgür bir ülke olduğunu yorulmadan anlatması elbette AK Partilileri sevindiriyor. Ancak Lejeune’ün kullandığı bazı ifadeler AK Parti davasına da zarar verecek nitelik almaya başladı. Lejeune Türkiye’ye gittiğinde bu ülkede basın özgürlüğünün olduğunu ispat için Hitler’in Kavgam adlı kitabı ile Can Dündar’ın kitabını göstermesi AK Partililer için isabetli bir tespit olsa da Alman toplumu için hiçbir şey ifade etmiyor. Hele hele Almanya’da kaybolan 9 bin mülteci çocuğun çocuk sapıklarının eline geçtiği veya Almanya tarafından gaz verilerek öldürüldüğü, bu sayının bir zaman sonra 6 milyona çıkacağı yönündeki iddiaları Almanyalı Türkler açısından da inanılması hem güç hem de kışkırtıcı.

GEÇEN YIL BIG’DEN ADAY OLMUŞ

Ancak Martine Lejeune bütün bu zarar verici açıklamaları ortada olmasına rağmen büyük bir kesim tarafından hayranlıkla izlenmeye devam ediyor. Bunda Erdoğan’ı ‘2016 Yılının İnsanı’ olarak ilan etmesi, kendisinden ‘Reisimiz’ diye bahsetmesi ve geçen yıl BIG partisine girerek Berlin milletvekilliğine aday olmasının da önemli rolü var.

 

PAYLAŞ
İnternet haberciliğindeki ilk yılı ve bu sektördeki inceliklerle tanışmayı büyük bir kazanç olarak görüyor. Almanyalı Türkleri ilgilendiren sosyal konulara, özellikle de eğitime ilgi duyuyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız