Değerli okurlarım, Dünyanın hiç bir ülkesinde olmayan bir başarıya sahip olduğumuzu acaba biliyormusunuz? dersem bir anda hayretler içerisinde kalarak nedir? diye herkes merak içerisine girer. Bizim ülkemizin en büyük başarısı dedikodu sarmalına öyle bulaştırmışlar ki, işin içinden çık çıkabilirsen.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu olarak ülke gündeminde derin izler bırakması, yurt genelinde büyük infiallere sebebiyet vermesi, ekonominin çöküşüne kadar gitmesi toplum olarak hepimizi derinden yaraladı. Bugün vatandaş sefalet içerisinde yarınından ümitsiz serseri mayın gibi hareket etmekteler. Artık hepimiz hemen hemen toplum mühendisi olduk halkın içine girdiğimizde, sohbet ettiğimizde hep bir kaygı ve endişeli olduklarını gerek beden diliyle gerekse söylemlerle ifade ettikleri aşinadır.

90 yıllık Cumhuriyet tarihine baktığınızda, ülkemizde halen oturmamış bir sistem karmaşasının olduğu bariz bir şekilde ortada bunun müsebbibi halk mı? Yoksa biz dededen babadan böyle gördük düşüncesi mi? Tabi ki, değil demek istiyorum ama ben bile söylemekten imtina edercesine zorlanmaktayım.“Ne ekersen onu biçersin” sözü ne kadar manidar. Bizler bir kere şunu idrak etmeliyiz nerede hata yapıyoruz…..

Hemen söyleyeyim bizler evlatlarımız iyi yetiştiremiyoruz  nedeni ise %98 müslüman olan ülkemizde kendim de dahil olamak üzere dinimizin kuralların hiç bir şekilde bilmiyoruz. Gerek devletin din işleriyle sorumlu Diyanet  işleri bu konuya tam anlamıyla yaklaşamıyor. Her iktidar değişikliğinde kendi görüş ve düşüncelerine sahip olanları iş başına getirdiği zaman gelen gideni aratır misali sil baştan tavrıyla artık halkta ne yapacağını nasıl hareket edeceğini şaşırmış durumda.

Kendini yetiştiren ve eğiten zaten almış başını gitmiş, geride kalanlarda eksik kulaktan duyma bilgilerle ne kadar biliyorsa o kadarıyla idare etmektedir. İşin özü maneviyatımız çok zayıf hatta buna ultra zayıf desek yerinde olur sanırım. Yıllarca kanayan bu yarayı tedavi eden olmadı. Siyasi rantlar elde etmek için Allah, Kuran diyerek insanlar din sömürüsüne maruz kaldı.

Bu vebalin altından nasıl kalkılır onu Allah bilir. Eskiden millet olarak bir şeylere üzülürdük veya sevinirdik şimdi tabiatın değişmesi gibi insanlarda değişime uğradı. Üzülmemiz gereken yerde seviniyoruz… Acaba yediklerimizden içtiklerimizden mi? Diye kendi kendime soruyorum. Neden olmasın ki, GDO ‘lu tarım ürünlerini halkımıza dayatarak duygularımızı ve hislerimizi kaybetmiş durumdayız. Tarım ülkesi olan ülkemiz dışarıdan saman, fasulye nohut ithal etmeye başladı..

Hani 20 yıl önceki sosyal bilgisi kitaplarında yazardı. Türkiye kendi kendini besleyen 7 ülkeden biri ne oldu neler olmadı ki, artık köylü ziraatçı ekmiş olduğu ürünün karşılığını alamaz durumda, 4TL olmuş mazot bu halk nasıl ekecek nasıl ürünü pazarlayacak ? Tarlada bugün 100 TL ‘ye satamadığı narinciye büyük rantiyecilerin sayesinde markette pazarda 15 – 20 misline satılmaktadır. Bu üretici ne kadar dayanabilir?

Dayanamaz tabi artık vatandaşı tembelleştirdik. Bugün Anadolu köylerine veya diye köylere gidin, köy yumurtası veya köy tavuğu bulmak neredeyse imkansızın imkansızlığı haline geldi. Artık köylü ekmeğini şehirden almaya başladı. İşin doğrusu üretici değil tüketici toplum olmaya başladık. Nedeni ise emeğe saygı yok, köylüye finansal katkı ve onu süspanse edecek hiç bir materyaller olmadığından durum maalesef budur.

Bu gün bence bu eksik gediklerimizle halkımızın ve gelecek nesillerimizin refahı için plan proje uygulamamız gerekirken, gelin görün yapılan yolsuzluk ve rüşvetin dalgalanmasına sebep ve sebebiyet verdiği düşünülen kişilerle uğraşılmaya başlandı. Varsa elinizde argümanlar kim olursa olsun yüce adaletin ve Türk milletinin önünde hesabını versin..Amiyane bir tabirle “YEDİĞİ HURMALAR,BİR YERLERİNİ TIRMALAR” sözünün yerinde söylendiğini ifade etmek isterim.

Gelin görün ki, her zaman olduğu gibi yinede fatura sahipsiz Polis teşkilatına kesilmektedir. Buna hedef şaşırtma derler. Habire tayinler yer değiştirmeler. Bu necip millet sizlere sormaz mı? Kimi kimden kaçırıyorsunuz? Artık bu güzide emniyet mensuplarını aileleri tedirgin acaba bugün ne olacak? Eğitim gören çocuklar ne yapacak kış günü insanlar  bu tayinlerin olması ne kadar normal? Endişesiyle adeta paranoya olmuş durumda. Bu çözüm bu şekilde olmamalı mesnetsiz ve altı boş iddalarla yaklaşmak sisteme ve özgüvene zarar verir.

Koskoca vali’nin  ailesinin nafakasın kazanmak için yağmurda, karda, kışta görev yapan trafik polisine söylemiş olduğu zingaflı sözü yadırgıyorum. Bunun üstüne üstük açılan tahkikatta ne kadar vicdana has bir durum bunu da toplumun vicdanına havale ediyorum. Anayasamızın 10. maddesi gereği herkes kanunlar önünde eşittir.. Hiç bir zümreye ve şahısa ayrıcalık tanınmaz o zaman bütün kanunlar garibanlara mahsus mu? Ağalara paşalara her şey mübbah böyle bir ülke de demokrasiden ve insan haklarından söz etmek mümkün müdür? Kanunu bilmemek mazeret değildir. Baştan söylediğim gibi hepimiz maneviyatımıza sahip çıkarsak inanın bu ülkede ne bir arbede olur. Nede kaos yaşanır. Hz. Ömer (r.a) adaletini sağlayacak birinin gelmesini inşallah rabbim nasip eyler. Bu halk ne çektiyse riyakarlardan ve rantiyecilerden çekti…

Sevgiyle kalınız..

PAYLAŞ

1 YORUM

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız