Değerli okurlarım, bugünkü  konumuz biraz felsefi ve hayatın içerisinden. Siyaset veya politika gibi konuları malumunuz ya taraflı yazacaksınız veya içinizdeki volkan patlamadan bekleyeceksiniz. Ben siyasi yorumlarımı biraz nadasa aldım. Vakti zamanı geldiğinde elbette doğruları sizlerle paylaşmayı kendime görev telakki ediyorum.İnsanoğlu olarak fıtratımızda bulunan kıskançlık, çekememezlik ve rekabet beşeri ilişkilerimizi kısır döngüye sokmakta, çoğu zaman insanlar arasındaki güveni ve başkalarına değer vermeyi zedelemektedir.Her şeyden önce kim olursak olalım hepimiz faniyiz yani ölümlüyüz. Yüz yıl yaşasak dahi hepimiz bir şekilde ölümü tadacağız. Bunu hepimiz bildiğimiz halde, en başta kendim olmak üzere, daha düne kadar bir işimiz aşımız olsun diye rabbimizden inayet isterken, şu anda çoğumuz daha çok şeyler isteme hülyasındayız.”Nedir bu dünyanın hiç bitmeyen işleri ve aç gözlülüğü? “Ölümü düşünmek mi? Hiç aklımıza bile gelmiyor…Artık din adamları bile dünyalıklarını yapmak için kıyasıya birbirleriyle gizli rekabet içerisindeler. Akademisyen olan zâtlar nasip olursa yaklaşan Ramazan münâsebetiyle kim bilir hangi televizyon kanalında kaç bin lira karşılığında dini programlar yapacaklar.Hepimizin maneviyatının en yüksek seviyede olduğu bu mübarek ayda dergiler ve ziyafetler muhabbetiyle adeta din sömürüsü yaparak halkı söğüşleme senaryoları her yıl olduğu gibi bu yılda yapılacak.Mübarek günde aslında fakir fukara alabilsin, yesin, içsin orucunu rahat rahat tutsun düşüncesiyle gıda veya diğer ihtiyaçların ucuzlaması gerekirken bu ay sanki kazıklama ayı gibi her şeye %30 ve üzerinde zam… Nasıl bir yaşam, nasıl bir Müslümanlık bu? Fırsatçı spekülatif eylemler yaparak ceplerini haksız kazançlarla dolduran, Müslümanlık konusunda ve ibadette meydanı kimseye bırakmayan bu zavallılar hangi dine mensup bunu anlamakta zorluk çekmekteyim.Artık öyle bir hal almış ki, Nasrettin Hoca’nın “Ye kürküm ye! ” muhabbetini günümüzde ne yazık ki, esefle yaşamaktayız. Makam ve mevki sahibi olanlar baş köşelerde tıka basa zıkkımlanırken maalesef boynu bükük emeklisi, dar gelirlisi “Bu halimize de şükür!” diyerek karnını doyurmaktalar.Birkaç fakire “Ramazan kolisi” adı altında, gösteriş içinde, güya yardımlar yaptıklarını ve kendilerinin iyi kul olduklarını zannetmektedirler. Tabiki onu en iyi bilen, bizi yoktan var edendir.Son 6 aydır sayısını vermekten nefret ettiğim onlarca vatan evladı bu vatan için kanını dökerek şehadet şerbetini içerken dalkavukluk ve siyasi rantiyecilikle köşe dönenler ve dününü çabuk unutup kendilerini bir halt zannedenlerin er geç bunun hesabını, gerek burada gerekse de diğer tarafta, misliyle vereceğinden kimsenin şüphesi olmasın.İnsanlığın günbegün kaybolduğu bu evrende yaşamanın ne kadar manasız olduğunu da müşahade etmekteyiz.Herkeste dedikodu hastalığı olduğu gibi itimatsızlık hastalığı da başlamış durumda, kime güveneceğimizi dahi bilemiyoruz.Bugün dost gibi görünenler yarın öyle bir kazık atıyor ki, hayretler içerisinde kalıyorsunuz.Bugün ak diyen, yarın kara diyor.Bu nasıl bir tutarsızlık bu nasıl bir dünya ben çözemedim!Kime dost diyeceğiz öyle bakakaldım doğrusu.Biraz içinizi karartım sanırım zira realite bu.Hepinize hayırlı ve bereketli Ramazanlar…

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız