Değerli okurlarım,

12.01.2016 tarihinde İstanbul'un turistik mekanlarından olan Dikilitaş, Sultanahmet civarında patlayan canlı bomba ülkemize yönelik planlı bir terör saldırısıdır. Bu örgütlerin adı İŞİD, PKK veya diğer örgütler olsun sonuçta hepsinin insana ve insanlığa zarar vermekten başka hiçbir espirisi yok.

Peki bu taşeron örgütler kimler tarafından korunuyor ve kollanılıyor?

Dünyaya ve Avrupa'ya göz gezdirdiğimizde, hemen hemen hepsi konvansiyonel silahlar üretmekteler. Bu büyük yatırımı yapan ülkelerin bu silahları ne şekilde tüketeceklerini gözardı etmek mümkün değil. Dünya ülkeleri arasında birleştirici, müttefik gibi yaklaşımlar olsa dahi aslına bakarsanız birbirlerinin kuyusunu adeta kazan gizli strateji uygulayan dış politikalar üretmekteler.

Terörün gerek ülkemizde veya diğer geri kalmış ülkelerde binlerce insanın kanını akıtmasına sebebiyet veren bu küresel güçler(Vampirler) masum insanların kanlarını emmekten kendilerini geri koymamaktalar. Kendi oluşturdukları senaryolar ile dünya düzenini bozarak kendi emelleri doğrultusunda, servetlerine servet katmaktalar.

Bu konuyu daha geniş perspektiften de bakabiliriz.

Ülkemize görünüşte dost olan Avrupa ülkeleri aslına baktığımızda bizleri bir kaşık suda boğmak isteyen düşmanlarımız. Ortadoğu ülkelerinin ve Arap ülkelerinin yeraltı zenginlik kaynaklarını sömürmek için müslümanlar arasına nifak tohumları ekerek yıllardır kan akmasına sebep olmaktalar. Aynı silahı veya bombayı her iki tarafa da satarak insanların ölümünden ve göz yaşından mutlu olan bu zebaniler son zamanlarda ülkemiz üzerinde ciddi anlamda oyunlar sergilemekteler.

Bu terör saldırısıyla, Dünyanın nefsini kabartan İstanbul gibi metropol şehrimizin Dünya kamuoyuna kaos ve terör ortamı olduğunu lanse ederek, turistik ve ekonomik anlamda zarara uğratmak ayrıca Suriyeleştirme görüntüsü verme gayesinde oldukları aşikardır. Her ne kadar terörü kınamak isteseler dahi terörü besleyen ve hortlatanın kendilerinden başka kimsenin olmadığını bilmek gerekir.

Ülkemizi çıkmazın eşiğine çekmeye çalışan güruhlar millet olarak kafamızı karıştırmaya çalışmaktalar. Zira gerek PKK, gereksede İŞİD terör örgütü ile ülkemizde kaos ortamı yaratarak SURİYE veya diğer iç ve dış huzuru bozulmuş devletler gibi bizleri tedirgin etmeye çalışmaktalar. Türk milleti olarak vakarlı yaşamaya eskisinden daha çok ihtiyaçımız var.

Gün bölünme ve parçalanma zamanı değil, birleşme ve destek zamanıdır.

Değerli okurlarlarım gemi su almaya başlıyor. Kenetlenmediğimiz taktirde hangi milletten veya ırktan olursak olalım batan geminin içinde boğuluruz. O halde ilk önce kendimizi dürüstçe sorgulamalıyız ve empati yaparak doğru olan neyse ona göre kendimize çeki düzen vermeliyiz. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu unutmamalıyız.

Millet olarak olarak güçlü olduğumuzu dış mihraklara gösterebilirsek bizi sınamaları karşısında Sükût u hayale uğrayacaklardır.

PAYLAŞ

1 YORUM

  1. daha nasil suriye olunurmus,,sen suna coktan gectik yazda tam gercekleri yazmis ol,–orda esad bizde recep–sadece 2 farkli isim yosa hersey tipa tip ayni–500 kurt evi terketti,,200 bin ogrenci okula gidemiyor,,evler yikilmis 100 lerce olu,hak,hukuk,kanun kalmamis–sen hangi gazetenin yazirisin boyle,

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız