Zeybeğin derin düşünceli diz vuruşundan sonra açtığı kolları ile efelenişinde aklı çalışanlar için nice öğütler vardır, bir düşünün, bir tartın ve hak verişinize şaşırın.

Türk insanının geninde mi var bilinmez ama kodmatik ekranımızdan yansıyan efelenme ibremiz genelde turuncu seviyede sabittir. Tansiyonun motorunu açma işlemi pek çabuk yapılır. İbrenin sonunu bulma süresi saniyede bin beş yüzdür.

Gelgelelim, ibreyi artırırken düşünme payı, araştırma payı, doğrulama payı ve hakkı teslim ederek kolları iki yana açıp, narayı atma payını çok iyi hesaplamak lazım.

Hız limitinin aşılmamasına gösterilecek özenin örneğini zeybekten alabilir insan.

Dizi yerde, Başı öne eğik, Eli kalbinin üzerinde, düşünür, sorgular, yer küreyi alır bir titreme…

Sonrasında çözüverir etrafındaki haksızlığı ve çatık kaşlarıyla süzüverir rüzgârları soldan sağa, Kalkıverdi mi de ayağa açar kolları iki yana, tüm dünyayı kucaklarcasına, Vurdu da mı sol ayağını yere, Dur durabilirsen karşısında, Efem, Efem…

Size de çok tanıdık bir sahneyi hatırlattı değil mi?

Zihinlere mıhlanan bir görüntüdür, Saçları sarıdır… Çakır gözleri olur efelerin, Çakacağı zamanı çok iyi bilirler. Ota suya çakaralmazlar. Cahil cesareti ile meydan okumazlar. Bu nedenle de heybetlerinden nice destanlar, maniler, türküler yakılmıştır.

Doğrusu da bu olsa gerek… İyice süzmek lazım, iyi belirlemek lazım, gazı iyi kontrol etmek lazım çaktıracağımız zaman gözlerimizi, sözlerimizi, yüreğimizi… Bir de bakmışız ki, alevler önce gözlerimizden yüzümüze düşüvermiş, İs kokularının farkına varıncaya kadar çok geç olmuş, dile düşmüş odlar…

Nihayetinde, farkındalığa vardığımızda siyahlara bulanmış bedenimizi kaplayan utançlarla düşeriz iki diz üzerine yere. Haksız yere kimseyi incitme, kendini karşındakinin yerine koymadan hüküm kesme, sonrasında bildiğin şeylerin şu anki bildiklerinden daha yaralayıcı olacağı ihtimaline karşı tetikte duracaksın. Buna benzer birçok özlü söz, ata sözü, hadis, kelam ve hepsini koyun kenara, Allah’ın direkt cümleleri var. “Herkesin hayatı kendine kıymetli” cümlesi ile “bana her yer ben” cümlesini tokuşturduğumuzda kırık yumurta ilk cümle oluyor maalesef.

Neyi, ne kadar sağlam kanıtlarla bildiğimize yönelik eminliğimizi ispatlarla sabitlemedikçe ortalığı yangın yerine döndürmenin zulmüne kimseyi uğratmamamız gerekir öyle değil mi? Hadi, bu kadar akıl verme yerine bir cümle ile sorgulayalım öz benliğimizi; “Kolları iki yana açıp çaktırdığımda gözlerimle alevli gözlerimi, kor sözlerimi, karşılığında saracağım ne olur?”

Kısa bir cevabı var pek tabii, Lakin, akaryakıt depomuza biraz su serpmek lazım. Bilinci, gerçek bilgiyi ve hakkaniyeti fullemek lazım ey Adem oğlu… Allah, hepimizi, bu dünyada da, öteki alemde de, ateş azabından korusun.

PAYLAŞ
1982 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. Trakya Üniversitesi Edirne Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü ve ardından Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini tamamlayarak mezun oldu. 8 yıl özel sektör tecrübesi ardından 2013 yılı itibariyle bir kamu kurumunda devlet memuru olarak çalışmaktadır. Azerice, İngilizce ve Almancayı çeşitli seviyelerde yabancı dil olarak kullanabilmektedir. Evli ve 1 çocuk sahibidir.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi yazınız