Deniz Yücel, hapishanede şiir okuyarak evlendi

Casus olduğu iddiası ile Türkiye’de tutuklanan Welt muhabiri Deniz Yücel hapishanede nişanlısı ile evlendi. Yücel’in nikahı, 58 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde şehrin nikah memuru tarafından kıyıldı. Evlendiği isim ise televizyon yapımcısı Dilek Mayatürk.

ŞAHİT HANIM ADLI KEDİ NİKAHA ALINMADI

Nikahta Yücel’in avukatı Ferat Çağıl ve CHP milletvekili Şafak Pavey şahit olarak hazır bulundu. Nikah törenine başka kimse alınmadı. Hatta Mayatürk’ün beraberinde getirdiği Şahit hanım adlı kedisi de dışarıda bekletildi.  Bunun sebebi ise Yücel ile sadece avukatlarının ve milletvekillerinin görüşebiliyor olması. Geçtiğimiz hafta da Alman konsolosluk memurları da Yücel ile görüşememişti. Bundan böyle gazeteciyi ziyaret edebileceklerin arasına eşi de katılmış oldu.

DENİZ YÜCEL NİŞANLISINI TUTUKLANDIKTAN SONRA İLK KEZ NİKAHLANIRKEN GÖRDÜ

Böylece Deniz Yücel, tutuklandıktan sonra nişanlısı Mayatürk ile nikah sayesinde ilk kez görüşmüş oldu. Nikah sonrasında basına konuşan nişanlısı, cezaevinde evlenmenin kendisi açısından alışık olmadıkbir his olduğunu dile getirdi. Mayatürk’n anlattığına göre çift Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın genelgesi sebebiyle nikahta fotoğraf da çekinememiş. Bununla birlikte Mayatürk, nikaha beyaz bir elbise ile gelerek günün anlamına uygun davranmaya çalışmış.

DIE WELT’TEKİ MESLEKTAŞLARINDAN TEBRİK

Yücel’in Almanya’daki meslektaşları ise çifti sosyal medya üzerinden tebrik etti. Welt çalışanları Twitter hesabı üzerinden şu mesajı gönderdi: “Arkadaşımız Deniz Yücel bugün Türkiye’deki cezaevinde kız arkadaşı Dilek ile evlendi. İkisini de kutluyoruz.”

BİRBİRLERİNİN KULAĞINA ŞİİR OKUDULAR

Nikah töreninde duygusal anlar da yaşandı. Çok sayıda filmin yapımcılığını ve senaryorsunu üstlenen 1986 doğumlu Mayatürk ile Yücel birbirlerinin kulaklarına şiir okudu. Mayatürk tarafından kaleme alınan şiir şöyle:
Durgunluğuna kanıp derin denizin

Fırtınasına hazırlıksız çıkmışım yok

Ne yolumu yeniden tayin eden tufanına küstüm;

Ne güneşi perdeleyen buluta ne yağmura.

Sende yolumu kaybettim

Sende yönümü kaybettim

dalgalarınla sırtımı sıvazla şimdi, Üşüyorum

Hasretin kanattı yaralarımı, tuzuna bas

Tuzuna hasretim

Kara uzakta, dönecek yerim yok kaybolduğum senden başka

Bağrına bas.

Bağrın, işte orası evim

Kıyılarına vur, sana akıttığım gözyaşlarımı

Irak olsun, sana hasreti karada bıraktım geldim

Sırf bu fırtınada demek için, bu adam işte, bu Deniz;

Durgunken yoluna baş koyduğum, tufanına kapılıp buralara geldiğim, bu Deniz işte

Aslında evim…

PAYLAŞ
Güven Tuncer
İnternet haberciliğindeki ilk yılı ve bu sektördeki inceliklerle tanışmayı büyük bir kazanç olarak görüyor. Almanyalı Türkleri ilgilendiren sosyal konulara, özellikle de eğitime ilgi duyuyor.